İçeriğe atla

İçerik

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Bediüzzaman’ın en büyük gücü şahsi çıkarsızlık” idi

Haber ile ilişkili SDG etiketleri

SDGS IconSDGS IconSDGS IconSDGS Icon

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’nda konuşan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Said Nursî’nin insanlar üzerindeki etkisini şahsi çıkarsızlık, ihlas ve müspet hareket anlayışı üzerinden değerlendirdi. Bedizzaman’ın en büyük gücünün peygamber metodu olan “şahsi çıkarsızlık” olduğunu ifade eden Tarhan, Nursî’nin akılla kalbi birleştiren bir yaklaşım ortaya koyduğunu söyledi. Tarhan, “Arkasında servet yokken, devlet yokken insanları nasıl etkilemiş? İnsan psikolojisi açısından dünyada az örneği olan bir durum.” dedi.

Konuşmasında Risale-i Nur çalışmalarına ilişkin akademik hedeflerini de paylaşan Tarhan, Risale-i Nur Enstitüsü veya Bediüzzaman Said Nursî Enstitüsü kurulmasına yönelik kararın Üsküdar Üniversitesi Senatosu’ndan oy birliğiyle geçtiğini ve YÖK’te beklediğini söyledi. Tarhan, gerekli koşulların oluşması hâlinde “yeni ilm-i kelâm” alanında lisansüstü çalışmalar yürütmek istediklerini ifade etti.
 

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Küresel Krizlere Kur’ânî Çözümler” temasıyla gerçekleştirilen 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’nda, “Yeni Dünya Düzeninde Medeniyet Tasavvuru” başlıklı konuşmasını yaptı.

İstanbul AKM’de gerçekleştirilen sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek konuşmasına başlayan Prof. Dr. Tarhan, Bediüzzaman Said Nursî’nin düşüncelerinin ve eserlerinin etkisini mesleki bakış açısıyla anlamaya çalıştığını belirtti. 

“Arkasında servet yokken, devlet yokken insanları nasıl etkilemiş?”

Said Nursî’nin uzun yıllar baskı ve gözetim altında yaşadığını, dünyayla irtibatının sınırlandırıldığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, buna rağmen eserlerinin farklı ülkelerde okunmaya devam ettiğini ifade etti.

Prof. Dr. Tarhan, “Bediüzzaman Said Nursî ne yaptı da bu kadar tesirli olabildi? Ben hep bunu düşünmüşümdür. Tek başına, 28 sene süren bir çile var. Devlet kurumları onu tarassut ediyor. Dünyayla irtibat kurması kısıtlanmış, yasaklanmış. Şu anda yazdığı eserler ellinin üzerinde ülkede okunuyor ve 13. Bediüzzaman Sempozyumu yapılıyor. Said Nursî, arkasında servet yokken, devlet yokken insanları nasıl etkilemiş? İnsan psikolojisi açısından dünyada az örneği olan bir durum.” dedi.

“Beni en çok etkileyen, şahsi çıkarsızlıkla hareket etmesi”

Said Nursî’nin hayatında kendisini en fazla etkileyen özelliği ve en büyük gücünün bir peygamber metodu olan şahsi çıkarsızlık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, bu yaklaşımın “istiğna düsturu” ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Tarhan, “Beni etkileyen, şahsi çıkarsızlıkla hareket etmesi. İstiğna düsturu çok önemli bir düstur. Hiç kimseden bir şey almaması, hediye almaması; hediye getirenlere de bunun karşılığında ücretini vermesi…” diye konuştu.

Nursî’nin vefat ettiğinde geride maddi bir servet bırakmadığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, asıl mirasının eserleri olduğunu dile getirdi. 

“Bu etkilemenin sırrını ihlas ahlakına bağlıyorum”

Bediüzzaman’ın etkisini ihlas kavramı üzerinden açıklayan Prof. Dr. Tarhan, yalnızca yapılan işin değil, o işi yaparken taşınan niyetin de belirleyici olduğuna işaret etti.

Prof. Dr. Tarhan, “Bediüzzaman’ın bu etkilemesinin sırrını ihlas ahlakına bağlıyorum ben. En büyük güç ihlastı. İhlası şöyle tarif ediyor: ‘Samimi ihlas’ diyor. İhlas, Allah’ın rızası için bir şey yapmaktır. Fakat ‘samimi ihlas’ derken ihlas manasını kuvvetlendiriyor. Kalben olması, gönülden olması…” şeklinde konuştu.

Nursî’nin yaklaşımında gösteriş ve şöhret arayışının bulunmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bediüzzaman Said Nursî, ihlas düsturuyla hareket ediyor. Bir iyi niyet, samimiyet var burada. Vitrine oynamak yok. Alkış peşine koşmak yok. Tamamen ihlasa, tamamen rıza-i ilahiye uygun hareket ediyor.”

“Güzel gayret düsturu, müspet hareket”

İyi niyetin gayretle birlikte ele alınması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, Said Nursî’nin bu konudaki tutumunu “müspet hareket” anlayışıyla açıklayarak, “Bediüzzaman Hazretleri’nin yaptığı en büyük güzel gayret düsturu, müspet hareket. Başkalarının ayağını kaydırmak yok, hile ve entrika yok. ‘En büyük hileyi hilesizlikte buldum.’ diyor.” dedi.

Nursî’nin kişisel çıkardan uzak durması ile ilahi rızayı amaç edinmesini birlikte değerlendiren Prof. Dr. Tarhan, ihlas ve müspet hareketin onun düşünce ve hayat çizgisinde birbirini tamamladığını ifade etti.

“Tek kişilik çoğunluk olarak hakikati anlatmaya çalışmış”

Bediüzzaman’ın tek başına sürdürdüğü mücadelenin zaman içinde farklı coğrafyalarda karşılık bulduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Bediüzzaman, tek kişilik çoğunluk olarak dünyaya hakikati anlatmaya çalışmış. Görüyoruz ki Filipinler’den Kuzey Amerika’ya kadar her tarafta kendisiyle ilgili dershaneler açılmış, yurtlar açılmış, evler açılmış. İnsanlar dertlerine çare buluyorlar ve bu asrın manevi yaralarına çözüm üretiyor.” ifadesinde bulundu.

Bu etkinin yalnızca eserlerin okunmasıyla sınırlı kalmadığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, Said Nursî ve Risale-i Nur üzerine yapılan yüksek lisans ve doktora tezlerine de dikkat çekti.

“Bunu yaparken akılla kalbi birleştiriyor”

Said Nursî’nin yönteminin önemli özelliklerinden birinin akıl ile kalbi birlikte ele almak olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, bu yaklaşımı “yeni ilm-i kelâm” ve “tecdit” kavramları üzerinden değerlendirerek, “Bunu yaparken akılla kalbi birleştiriyor.” dedi.

Kelâm gelenekleri arasındaki görüş ayrılıklarına odaklanmanın ötesine geçen bir yaklaşımın önemine işaret eden Prof. Dr. Tarhan, Nursî’nin dine ve imana yönelik şüpheleri dönemin ihtiyaçlarına uygun biçimde ele aldığını ifade etti.

“İlm-i kelâmı lise seviyesine indirmemiz lazım”

Konuşmasında gençlerin inançla ilgili sorularına cevap verebilmek için kelâm bilgisinin anlaşılabilir hâle getirilmesi gerektiğini de dile getiren Prof. Dr. Tarhan, geçmişte katıldığı “Değişen Dünya ve Gençlik” konulu bir konferansta bu düşüncesini paylaştığını anlattı.

Prof. Dr. Tarhan, “O konferansta, ‘İlm-i kelâmı lise seviyesine indirmemiz lazım.’ dedim.” ifadelerini kullandı.

Enstitü kararı Üniversite Senatosu’ndan oy birliğiyle geçti

Konuşmasının sonunda, Risale-i Nur araştırmalarının akademik zeminde geliştirilmesine yönelik hedeflerini paylaşan Prof. Dr. Tarhan, enstitü kurulması ve lisansüstü programların açılması hâlinde yeni ilm-i kelâm alanında çalışmalar yürütmek istediklerini söyledi.

Prof. Dr. Tarhan, “Eğer nasip kısmet olur, enstitü kurulur, yüksek lisans programları başlarsa yeni ilm-i kelâmı anabilim dalı olarak açıp yüksek lisans tezi yaptırmayı düşünüyorum. İnşallah bu vesileyle bunu da bir niyet olarak ifade ediyorum.” dedi. 

Üsküdar Üniversitesinde enstitü kurulmasına ilişkin sürecin devam ettiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Üniversite Senatosu’ndan oy birliğiyle geçti bu. Risale-i Nur Enstitüsü yahut da Bediüzzaman Said Nursî Enstitüsü kurulması kararı şu anda YÖK’te bekliyor. İnşallah dinleyenlerin, buradaki katılanların dualarıyla o da kısa vakitte gerçekleşir.”

 

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

Paylaş

Oluşturulma Tarihi: 05 Ekim 2026

Sizi Arayalım

Phone