Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde, Hz. Muhammed’in (sav) dünyaya teşrifinin 1500’üncü yılı dolayısıyla ‘Nebevî Mirasın Işığında İslam Medeniyeti’ temasıyla düzenlenen 3. Uluslararası Âl-i Beyt Sempozyumunda konuşan Risale-i Nur Araştırmaları Platformu (RİNAP) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İlham Miraç, farklı din ve kültürlere mensup düşünürlerin Hz. Muhammed (sav), Kur’an-ı Kerim ve İslam medeniyetine ilişkin değerlendirmelerini bilimsel yöntemlerle ele aldı. Yaklaşık kırk düşünürün eserlerinin tematik analiz yöntemiyle incelendiğini belirten Miraç, İslamofobik söylemlere karşı en güçlü cevabın ilim, bilim ve hikmete dayanan akademik çalışmalar olduğunu vurguladı.
İçerik
Prof. Dr. İlham Miraç: “İslamofobiye verilecek en güçlü cevap ilim, bilim ve hikmete dayanan akademik çalışmalardır”

Üsküdar Üniversitesi tarafından, Hz. Muhammed'in (sav) dünyaya teşrifinin 1500’üncü yılı dolayısıyla düzenlenen “Nebevî Mirasın Işığında İslam Medeniyeti” temalı uluslararası sempozyum, farklı disiplinlerden akademisyenleri bir araya getirdi. İslam medeniyetinin tarihsel birikimi, evrensel değerleri ve günümüz dünyasına sunduğu katkılar çeşitli oturumlarda ele alınırken, Risale-i Nur Araştırmaları Platformu (RİNAP) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İlham Miraç da dikkat çeken bir sunum gerçekleştirdi.
Konuşmasında, farklı din ve kültürlere mensup yaklaşık kırk gayrimüslim düşünürün Hz. Muhammed (sav), Kur’an-ı Kerim ve İslam hakkındaki değerlendirmelerini bilimsel yöntemlerle analiz ettikleri araştırmanın sonuçlarını paylaşan Miraç, bağımsız düşünürlerin ortak kanaatlerinin, hakikatin anlaşılması açısından önemli veriler sunduğunu ifade etti.
“Maddi gelişme tek başına insanlığı mutlu etmeye yetmiyor”
Konuşmasına, Hz. Muhammed’in (sav) dünyaya teşrifinin insanlık tarihi açısından taşıdığı anlamı vurgulayarak başlayan Prof. Dr. İlham Miraç, günümüzde bilim ve teknolojide önemli ilerlemeler yaşanmasına rağmen insanlığın ciddi ahlaki ve toplumsal sorunlarla karşı karşıya olduğuna dikkat çekti.
Medeniyetin yalnızca teknik gelişmeyle açıklanamayacağını ifade eden Miraç, insanlığın bugün yeniden adalet, merhamet ve ahlak eksenli bir medeniyet anlayışına ihtiyaç duyduğunu söyledi. Miraç; “Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (sav) kâinata teşrifinin 1500’üncü yılını idrak etmenin huzur ve bahtiyarlığını yaşıyoruz. Çünkü Resulullah Efendimizin kâinata teşrifi, insanlık tarihinin en büyük hadisesidir. Bugün insanlık bilim ve teknolojide büyük ilerlemeler kaydetmiştir. Ancak savaşlar devam ediyor, adaletsizlik artıyor, aile kurumu zayıflıyor, ahlak krizleri derinleşiyor, insanlar yalnızlaşıyor, manevî boşluk giderek büyüyor. Demek ki maddî gelişme tek başına insanlığı mutlu etmeye yetmemektedir.” dedi.
Miraç, araştırmalarının temel sorusunun da bu noktadan hareketle şekillendiğini belirterek, “İnsanlık bu çok kültürlü dünyada barış, huzur ve adalet üzerine kurulu ortak bir medeniyet inşa edebilir mi?” sorusuna cevap aradıklarını söyledi.
“Hakiki fazilet, düşmanların bile tasdik ettiği fazilettir”
Araştırmada neden özellikle gayrimüslim düşünürlerin görüşlerine yer verdiklerini de açıklayan Prof. Dr. İlham Miraç, bunun iki temel gerekçesi bulunduğunu ifade etti.
İlk gerekçenin, hakikatin objektif biçimde ortaya konulabilmesi olduğunu belirten Miraç, bir değerin karşıt görüşte bulunan kişiler tarafından da kabul edilmesinin önemli bir bilimsel gösterge olduğuna dikkat çekti. Miraç; “Hakiki fazilet, düşmanların bile tasdik ettiği fazilettir. Çünkü insan sevdiğini över, kusurlarını görmez. Fakat muhaliflerin bile bir hakikati inkâr edemeyip takdir etmeleri, o hakikatin doğruluğuna en güçlü şahitliklerden biridir.” şeklinde konuştu.
Miraç, ikinci gerekçenin ise son yıllarda giderek artan İslamofobik söylemler olduğunu belirterek, önyargılarla mücadelede akademik çalışmaların önemine vurgu yaptı.
“İslamofobiye verilecek en güçlü cevap bilimsel çalışmalardır”
Kur’an-ı Kerim’e yönelik saldırılar, Hz. Muhammed’e (sav) yönelik hakaretler ve İslam hakkında oluşturulan önyargılı söylemlerin günümüzde de devam ettiğini ifade eden Prof. Dr. İlham Miraç, bu durum karşısında sağduyulu ve bilimsel bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini söyledi.
Hazırladıkları araştırmanın temel amaçlarından birinin de objektif değerlendirmeleri ortaya koyarak hem İslamofobik söylemlere akademik cevap vermek hem de İslam’ı tanımak isteyenler için güvenilir bir kaynak oluşturmak olduğunu dile getirdi. Miraç; “Kanaatimize göre bu saldırılara verilecek en güçlü cevap, öfke ve hakaret dili değil ilim, bilim ve hikmete dayanan akademik çalışmalardır. Bu nedenle kendi medeniyetlerinden yetişmiş objektif gayrimüslim düşünürlerin Hz. Muhammed, Kur’an ve İslam hakkındaki değerlendirmelerini ortaya koymayı, bunları hem İslamofobik söylemlere ilmî bir cevap hem de İslam’ı tanımak isteyenlere güvenilir bir kaynak olarak sunmayı amaçladık.” şeklinde konuştu.
Miraç, konuşmasının bu bölümünde ayrıca günümüzde alkol, uyuşturucu, kumar, faiz ve benzeri alanların büyük ekonomik sektörlere dönüştüğünü, bu durumun hakikatin görünürlüğünü zorlaştırdığını da ifade etti.
“Yaklaşık kırk düşünürün eserlerini bilimsel yöntemlerle analiz ettik”
Araştırma sürecinde karşılaştıkları güçlükleri de paylaşan Prof. Dr. İlham Miraç, özellikle internet ve yapay zekâ çağında yanlış kişilere atfedilen sözlerin önemli bir problem oluşturduğunu söyledi. Bu nedenle araştırmada kullanılan tüm alıntıların güvenilir akademik kaynaklardan tek tek doğrulandığını belirten Miraç, çalışmanın yalnızca içerik bakımından değil, yöntem bakımından da titizlikle yürütüldüğünü ifade etti.
Miraç; “Araştırmada iki temel problemle karşılaştık. Birincisi kaynak problemiydi. İnternet ve yapay zekâ çağında birçok söz yanlış kişilere nispet edilmektedir. Bu sebeple bütün alıntıları güvenilir akademik kaynaklardan tek tek doğruladık. İkincisi ise yöntem problemiydi. Yaklaşık kırk gayrimüslim düşünürün değerlendirmelerini tematik analiz yöntemiyle inceleyerek ortak tema ve kategorileri kodladık, ardından bunları karşılaştırmalı tablolar hâlinde analiz ettik.” dedi.
“Farklı medeniyetlerden düşünürler ortak değerlendirmelerde buluşuyor”
Araştırmanın en dikkat çekici sonucunun, farklı dönemlerde ve farklı medeniyetlerde yaşamış düşünürlerin Hz. Muhammed (sav), Kur’an-ı Kerim ve İslam hakkında büyük ölçüde ortak değerlendirmelerde bulunmaları olduğunu ifade eden Prof. Dr. İlham Miraç, birbirinden bağımsız isimlerin benzer kanaatlere ulaşmasının bilimsel açıdan önemli bir veri sunduğunu söyledi. Araştırma kapsamında Amerikalı araştırmacı Michael H. Hart’tan Rus yazar Lev Tolstoy’a, Alman şair Johann Wolfgang von Goethe’den Fransız tarihçi Alphonse de Lamartine’e kadar birçok düşünürün eserlerinin incelendiğini belirten Miraç, bu değerlendirmelerin tematik analiz yöntemiyle karşılaştırıldığını dile getirdi.
Miraç; “Araştırmamızın en önemli tespiti, farklı dönem ve medeniyetlerde yaşamış, birbirinden bağımsız düşünürler, Hz. Muhammed, Kur'an ve İslam hakkında büyük ölçüde ortak değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Çünkü bağımsız şahitliklerin aynı hakikatte birleşmesi o hakikatin güvenilirliğini daha da güçlendirmektedir.” dedi.
“Michael H. Hart, Hz. Muhammed'i tarihin en etkili kişisi olarak değerlendirdi”
Konuşmasında araştırmada yer verdikleri örneklerden de söz eden Prof. Dr. İlham Miraç, Amerikalı fizikçi, matematikçi ve araştırmacı yazar Michael H. Hart’ın “Tarihte En Etkili 100 Kişi” adlı eserinde Hz. Muhammed’i listenin ilk sırasında göstermesinin dikkat çekici olduğunu söyledi.
Hart’ın bu değerlendirmesinin yalnızca dini yönüyle değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasi liderliğiyle de ilgili olduğunu belirten Miraç; “Michael H. Hart, Hz. Muhammed'i insanlık tarihinin en etkili kişisi olarak değerlendirirken bunun gerekçesini de açıkça ortaya koymaktadır. Hart’a göre Hz. Muhammed hem dinî hem de dünyevî alanda üstün başarı göstermiş tek şahsiyettir. Mütevazı bir aileden gelmesine rağmen dünyanın en büyük dinlerinden birini kurmuş, yaymış ve aynı zamanda çok etkili bir devlet adamı olmuştur.” ifadelerini kullandı.
Hart’ın değerlendirmelerinde Hz. Muhammed'in tarihsel etkisinin yalnızca yaşadığı dönemle sınırlı kalmadığına dikkat çektiğini ifade eden Miraç, araştırmada bu değerlendirmelerin ‘şahsiyeti’, ‘liderliği’, ‘İslam'ın yayılışı’ ve ‘evrensel etkisi’ başlıkları altında incelendiğini söyledi.
“Lev Tolstoy, İslam’ın sadeliğine ve anlaşılabilirliğine dikkat çekiyor”
Araştırmada Rus yazar ve düşünür Lev Tolstoy’un Elena Efimovna Vekilova’ya yazdığı mektubun da önemli bir yer tuttuğunu belirten Prof. Dr. İlham Miraç, Tolstoy’un İslam’a ilişkin değerlendirmelerinin dikkat çekici olduğunu ifade etti.
Tolstoy’un, oğullarının İslam’a yönelmek istemesi konusunda kendisine danışan bir anneye verdiği cevapta, İslam’ın sade ve anlaşılır inanç yapısına vurgu yaptığını belirten Miraç; “Tolstoy mektubunda Hristiyan ideallerini benimsediğini ifade etmesine rağmen yalnızca iki seçenek bulunması halinde aklı başında bir insanın tek Tanrı inancını esas alan İslam’ı tercih edeceğini söylüyor. Bunun gerekçesi olarak da İslam’ın sade, anlaşılır ve insanın hakikate ulaşmasını kolaylaştıran bir inanç sistemi olduğunu ifade ediyor.” dedi.
“Hakiki medeniyet kuvveti değil hakkı esas alır”
Konuşmasının devamında Bediüzzaman Said Nursî’nin medeniyet anlayışına değinen Prof. Dr. İlham Miraç, gerçek medeniyetin teknolojik gelişmişlikten çok ahlaki değerlerle inşa edildiğini ifade etti.
Modern dünyanın karşı karşıya olduğu sorunların yalnızca ekonomik ya da teknolojik gelişmelerle çözülemeyeceğini belirten Miraç, farklı düşünürlerin de benzer sonuçlara ulaştığını söyledi. Miraç; “Bediüzzaman’a göre hakiki medeniyet kuvveti değil hakkı, menfaati değil fazileti, çatışmayı değil yardımlaşmayı, ayrılığı değil kardeşliği esas alır. Böyle bir medeniyet insanı ahlâken yükseltir ve gerçek mutluluğa ulaştırır.” ifadelerini kullandı.
“İslam'ın evrensel değerleri önyargısız yaklaşımla daha iyi anlaşılabiliyor”
Konuşmasının sonunda araştırmanın ulaştığı temel sonuçları paylaşan Prof. Dr. İlham Miraç, farklı din ve kültürlerden birçok düşünürün değerlendirmelerinin ortak bir noktada buluştuğunu belirtti.
Miraç; “Bu araştırma üç önemli bulgu ortaya koymaktadır. Birincisi farklı din ve kültürlere mensup birçok gayrimüslim düşünürün değerlendirmeleri, hakikati önyargısız araştıran akl-ı selim insanların, Hz. Muhammed'i, Kur'an-ı Kerim'i ve İslam'ın evrensel değerlerini takdir edebildiklerini göstermektedir.
İkincisi İslamofobik söylem ve eylemlere verilecek en etkili cevap; öfke değil, ilim, hikmet ve güvenilir akademik çalışmalardır.
Üçüncüsü bu çalışmada uygulanan tematik analiz yöntemi, farklı medeniyetlerden daha fazla düşünürün eserlerine uygulanarak yeni akademik araştırmalara ve ortak medeniyet çalışmalarına katkı sağlayabilir.” ifadelerini kullandı.
Konuşmasını dua ile tamamladı…
Konuşmasını dua ile tamamlayan Prof. Dr. İlham Miraç, Hz. Muhammed’in (sav) ve Kur’an-ı Kerim’in doğru anlaşılması ve doğru anlatılmasının önemine dikkat çekerek, bu alanda yapılacak bilimsel çalışmaların insanlığın ortak değerlerine katkı sunmasını temenni etti.
Paylaş
Sizi Arayalım
Diğer Haberler
- Bronzlaşma, cildin güçlenmesi değil, kendini koruma çabası!
- Dijital oyunları yasaklamak değil, doğru sınırlar koymak gerekiyor!
- Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Öncelikle psikiyatrik geçmişi ve klinik durumu incelenmeli”
- Bitki biyoteknolojisine yeni araştırma üssü: PlanTech Laboratuvarı açıldı
- Türkiye’nin ilk ve tek Nöropsikofizyoloji laboratuvarı Üsküdar Üniversitesinde açıldı





