İçeriğe atla

İçerik

Prof. Dr. İbrahim Özdemir: “İklim krizi karşısında gözlerimizi kapatamayız”

Haber ile ilişkili SDG etiketleri

SDGS IconSDGS IconSDGS IconSDGS Icon

Üsküdar Üniversitesi COP31 Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen “COP31: İklim Eyleminde Disiplinlerarası Yaklaşımlar” etkinlik serisinin ikincisi gerçekleştirildi. Etkinlikte “İklim Eyleminde Disiplinlerarası Yaklaşımların Anlamı ve Önemi” başlığında konuşan Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Özdemir, iklim krizinin yalnızca çevre mühendisliği ya da bilimsel veriler üzerinden ele alınamayacağını vurguladı. Çevre sorunlarının çözümünde farklı disiplinlerin, kültürel değerlerin ve etik sorumlulukların birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Özdemir, gelecek nesiller için çevre bilincinin güçlendirilmesi ve bireysel çabaların önemine işaret etti.  

Üsküdar Üniversitesi tarafından kurulan COP31 Koordinatörlüğü; bilimsel bilgi üretimi, proje geliştirme, toplumsal farkındalık ve disiplinlerarası çözüm üretimi vizyonuyla tüm akademik ve idari birikimini küresel iklim eylemi ile bütünleştirmek amacıyla sürdürüyor.

Bu kapsamda Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Özdemir, “İklim Eyleminde Disiplinlerarası Yaklaşımların Anlamı ve Önemi” başlığını ele aldı. 

Çevrimiçi gerçekleşen etkinliğin moderatörlüğünü Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Müdür Yardımcısı, Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller üstlendi. 

“Çevremizde olup bitenlere gözümüzü kapatmamız lazım”

Çevre sorunları karşısında duyarsız kalınmaması gerektiğini vurgulayan Özdemir, gelecek nesillere karşı sorumluluğun önemine dikkat çekerek; “Bizlerin kendi çocuklarımız, kendi torunlarımız için etrafımızda, çevremizde olup bitenlere gözümüzü kapatmamız, görmezden gelmememiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı. COP31’in çevreciler açısından önemli bir fırsat olduğunu belirten Özdemir, iklim krizinin küresel bir sorun olduğunu ve bu sorunun çözümü için uluslararası iş birliğinin, ortak sorumluluğun ve somut adımların önem taşıdığını dile getirdi.

“Sadece çevre mühendislerinin dedikleriyle yetinemeyiz”

İklim kriziyle mücadelede farklı uzmanlık alanlarının birlikte hareket etmesi gerektiğini belirten Özdemir; “Biz iklim konusunda da çevre konusunda da sadece çevre mühendislerinin dedikleriyle yetinemeyiz. Konuya bütüncül olarak bakmamız lazım.” dedi. 

Hastanelerde farklı uzmanların bir araya gelerek ortak karar vermesini örnek gösteren Özdemir, çevre sorunlarının da aynı anlayışla değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek psikoloji, hukuk, ekonomi, şehir planlama ve diğer alanların katkısının önemine dikkat çekti.

“Görmeyen gözden çok duymayan vicdan felakettir”

Çevre sorunlarına karşı duyarsızlığın vicdani bir mesele olduğunu vurgulayan Özdemir, José Saramago’nun ‘Körlük’ kitabından hareketle; “İnsanlar gözlerini kaybettiklerinde değil vicdanlarını kaybettiklerinde körleşir.” ifadelerini kullandı. Marmara Denizindeki müsilajdan Sakarya Nehrindeki kirliliğe kadar çevrede yaşanan sorunların görmezden gelinmemesi gerektiğini belirten Özdemir; “Körlüğün en tehlikeli biçimi görmek istememektir. Yani etrafımızdaki sorunları görmek istememek, duymak istememektir. Bu körlük toplumları felakete sürükler çünkü görmeyen gözden çok duymayan vicdan felakettir.” şeklinde konuştu.

Çocuklar için bugünden sorumluluk alınmalı

Çevre kavramının yalnızca doğal yaşamla sınırlı olmadığını, insanı ve toplumsal hayatı da kapsadığını belirten Özdemir; “Çevre deyince sadece Dalaman’daki caretta carettaları yahut da ormanlarımızdaki düzensiz kesilmesini, sadece maden ocaklarını değil, biz insanlarımızın fakiriyle, fukarasıyla, köylüsüyle, zenginiyle, şehirlisiyle bütün insanlarımızı da bir sosyal çevre olarak algılıyoruz.” dedi. İklim değişikliğinin sosyal ve ekonomik sonuçlarının da dikkate alınması gerektiğini kaydeden Özdemir, çevrede meydana gelen sorunların toplumun bütün kesimlerini etkilediğini ve çocuklar ile torunlar için bugünden sorumluluk alınmasının önem taşıdığını ifade etti.

Mizan: Farklı disiplin ve kültürlerin ortak zemini 

Üsküdar Üniversitesinin çevre alanında yürüttüğü çalışmalara da değinen Özdemir, çevre duyarlı müfredat ve politikaların yanı sıra sıfır atık uygulamalarından, çevre felsefesi ve çevre teknoloji felsefesi derslerinden söz etti. 

Özdemir, “Mizan: Dünya ile Sözleşme” belgesine verilen desteği de anlattı. Belgenin hazırlanmasında farklı inançlardan ve ülkelerden çevrecilerle istişare edildiğini belirten Özdemir, çevre sorunlarının sınır tanımadığını, bu nedenle farklı disiplinlerin ve kültürlerin ortak bir zeminde buluşması gerektiğini vurguladı.

“Benim yapmamla ne değişecek?” düşüncesine kapılmayın!

Bireysel çabaların da önemli sonuçlar doğurabileceğini belirten Özdemir, insanların çevre konusunda, “Benim yapmamla ne değişecek?” düşüncesine kapılmaması gerektiğini ifade etti. Özdemir, küçük çalışmaların zaman içerisinde büyük değişimlere katkı sağlayabileceğini dile getirerek gelecek nesillerin nasıl bir dünyada yaşayacağının bugünden düşünülmesi gerektiğini belirtti. 

Özdemir, temiz suyun, havanın ve toprağın korunmasının yalnızca çevrecilerin sorumluluğunda olmadığını, farklı alanların ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi.

“Her şey bize emanet olarak verilmiş”

İslam’ın çevre anlayışında sorumluluk ve emanet kavramlarının önemli bir yere sahip olduğunu belirten Özdemir, tabiatın insanlara sınırsız tüketim için verilmediğini vurgulayarak, “Her şey bize emanet olarak verilmiş.” dedi. İslam irfan geleneğinde kâinatın bir kitap olarak görüldüğünü ve tabiatın da bu anlayış içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Özdemir, suyun, denizlerin, göllerin, ormanların ve bütün canlıların korunmasının insani ve ahlaki bir sorumluluk olduğunu dile getirdi.

Çevre duyarlılığı vicdan ve ahlakla birlikte ele alınmalı

Konuşmasının sonunda gelecek nesillere karşı sorumluluğun önemini bir kez daha vurgulayan Özdemir, çevre duyarlılığının vicdan, ahlak ve diğerkâmlıkla birlikte ele alınması gerektiğini belirterek; “Sadece çok iyi eğitim almış olmak yetmiyor. Vicdanlı, irfanlı olmak gerekiyor. İrfan geleneğimizden gelen anlayışla sadece kendimize değil bütün canlılara karşı sorumluluklarımız var.” ifadelerini kullandı. 

Seminerler devam ediyor

21 Ekim’de gerçekleştirilecek olan üçüncü webinarda ise Doç. Dr. Feride Kulalı Özdek, "Nükleerden Hidrojene: Üretim Teknolojileri ve Gelecek Perspektifi" konusunu ele alacak. 
 

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

Paylaş

Oluşturulma Tarihi: 21 Ekim 2026

Sizi Arayalım

Phone