İçeriğe atla

İçerik

COP31 kapsamında iklim eylemi farklı disiplinlerce ele alındı

Haber ile ilişkili SDG etiketleri

SDGS IconSDGS IconSDGS IconSDGS Icon

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) tarafından COP31 faaliyetleri kapsamında “COP31 İklim Eyleminde Disiplinlerarası Yaklaşımlar-1 Genetik Mühendisliği, Yeşil Bilişim ve Çocuk Gelişimi” başlıklı çevrim içi etkinlik düzenlendi. Etkinlikte iklim krizi genetik mühendisliği, yeşil bilişim ve çocuk gelişimi perspektiflerinden ele alınırken, iklim eyleminin farklı disiplinlerin ortak çalışmasını gerektirdiğine dikkat çekildi. 

Üsküdar Üniversitesi tarafından COP31 faaliyetleri kapsamında düzenlenen “İklim Eyleminde Disiplinlerarası Yaklaşımlar” başlıklı etkinlik Üsküdar Üniversitesi Akademi YouTube kanalından canlı olarak yayınlandı. 

Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Müdür Yardımcısı, Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller moderatörlüğünde düzenlenen etkinlikte Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, Üsküdar Üniversitesi Transgenik Hücre Teknolojileri ve Epigenetik Uygulama ve Araştırma Merkezi (TRGENMER) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Gülcan Ayral konuşmacı olarak yer aldı. 

Etkinlikte iklim krizine genetik mühendisliği, biyoteknoloji, yeşil bilişim ve çocuk gelişimi eksenlerinde disiplinlerarası bir bakış sunuldu. 

Prof. Dr. Hikmet Koçak: “Bugünkü toplantı bir başlangıç oldu”

Etkinlik kapsamında değerlendirmelerde bulunan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hikmet Koçak, toplantının iklim değişikliği konusunda farkındalık oluşturması açısından önemli bir başlangıç olduğunu belirterek çocukların geleceğine dikkat çekti. Koçak;  

“Çocuk gelişiminin hamilelikle başlayıp adölesan çağına kadar devam eden süreci en önemli noktalardan biri. Biz çocukları iyi yetiştirir ve hayata hazırlarsak bu hem insanlığın hem de ülkelerin geleceği açısından büyük önem taşıyor. COP31 kapsamında Antalya’daki sunumların yanı sıra farkındalık oluşturacak diğer toplantılarımızın da verimli geçmesini diliyorum. Bugünkü toplantı bir başlangıç oldu. İnşallah bundan sonra da seminerlerimiz devam edecek.” şeklinde konuştu.

Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller: “İklim krizi sadece atmosferik bilimlerin çözebileceği bir sorun değil”

Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, programda yaptığı açılış konuşmasında iklim krizinin artık tek bir disiplinin çözebileceği bir sorun olmaktan çıktığını vurguladı. Adiller; “COP31 sürecine doğru ilerlerken çok net bir gerçekle karşı karşıyayız aslında. İklim krizi artık sadece atmosferik bilimlerin tek başına çözebileceği bir sorun değil. Çünkü iklim değişikliğini geri almanın yanında iklim değişikliğine uyum süreci içerisindeyiz. O yüzden de iklim değişikliği sağlık, bilişim, genetik, ekonomi, sosyoloji ve eğitim gibi yaşamın tüm katmanlarını doğrudan etkileyen en büyük multidisipliner krizlerden biri. Bu anlayışla Üsküdar Üniversitesi olarak iklim eylemini tek taraflı bir mücadele olarak değil farklı disiplinlerin ortak akılla ürettiği bütüncül ve çözüm arayışı olarak ele alıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Nurper Ülküer: “1 milyara yakın çocuk susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya”

Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, iklim değişikliğinin çocukların gelişimi ve sağlığı üzerindeki etkilerini anlattı. Ülküer; 

“Aşırı sıcaklık aslında beyin gelişimine etki ediyor. Beyin aşırı sıcaklığı kendi iyilik haline bir tehdit olarak görüyor ve buna karşı da stres tepkisi sistemi geliştiriyor. Hamilelik ve erken çocukluk döneminde stres sisteminin aşırı harekete geçmesi çocuğun duygu düzenleme bağlantılarını olumsuz şekilde etkiliyor. İklim değişikliğinin çocuklar üzerinde başka etkileri de var. 1 milyara yakın çocuk susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya, 470 milyon çocuk ise kuraklıkla karşı karşıya. Orman yangınları, dumanından biyolojik ortamın kaybolmasına kadar her alanda çocukların gelişimini, çocuk sağlığını ve insan sağlığını etkiliyor. Bütün bunlar çocukların gelişimini ve aileleriyle olan bağlarını etkileyecek. Bunlar için çok acil tedbirler alınması ve çocuklarla ilgili her türlü iklim projesinin ve programının ortaya konulması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“İklim değişikliği her çocuğu aynı şekilde etkilemiyor”

İklim değişikliğinin çocuklar arasındaki mevcut eşitsizlikleri de derinleştirdiğini ifade eden Ülküer; “İklim değişikliği her çocuğu aynı şekilde etkilemiyor. Sosyoekonomik açıdan daha şanslı olan çocukların iklimin bu olumsuz etkilerinden daha az etkilendiğini ve daha çabuk da bu ortamdan kurtulduğunu görüyoruz ama kırılgan grupların, sosyoekonomik açıdan daha şanssız ortamlarda ve daha zor koşullarda olan çocukların iklim koşullarından daha fazla etkilendiğini ve böylelikle de var olan eşitsizliğin sosyal, ekonomik ve kültürel eşitsizliğin giderek daha da arttığını görüyoruz. 0-6 yaş döneminde çocukların beyin gelişimi, bağışıklık sistemi, enfeksiyonlara karşı duyarlılık ve akciğer gelişimi gibi alanlar çevresel problemlerden etkileniyor. Adölesan dönemi de gelişim açısından önemli bir risk zamanı. Bu nedenle UNICEF ve çocuk hakları konusunu savunanlar iklim krizinin aslında bir çocuk hakları krizi olduğunu söylüyorlar.” şeklinde konuştu. 

“Daha etkin çalışmalara ihtiyacımız var” 

Ülküer, Türkiye’de çocukların iklim değişikliğinden nasıl korunabileceğine yönelik araştırmaların artırılması gerektiğini vurguladı. Ülküer; “Çocuğun gelişimiyle ilgili iklim çalışmalarına baktığımız zaman araştırmaların büyük bir kısmının Amerika'da ve Çin'de olduğunu görüyoruz. Türkiye'de ise büyük bir kısımda hala çocuğun gelişimine yönelik araştırmalar yok. Araştırmaların büyük odağı sağlıkla ilgili çalışmalar. Çocukların iklim değişikliğinin etkilerinin nasıl azaltılması gerektiğiyle ilgili çalışmalar daha az, ama ne tür etkileri olduğu ile ilgili çalışmalar daha fazla. Bizim biraz daha iklim değişikliklerinin çocuğun doğum öncesinden başlayarak adölesan dönemine kadar hangi alanlarda nasıl etkilediği ve bunların azaltılması, önlenmesi için neler yapılması gerektiğiyle ilgili daha etkin, aktif çalışmalara ihtiyacımız var.” dedi.

Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan: “Çevresel stres altında üretimi korumak bizim için çok önemli”

Üsküdar Üniversitesi Transgenik Hücre Teknolojileri ve Epigenetik Uygulama ve Araştırma Merkezi (TRGENMER) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, iklim eyleminde genetik mühendisliği ve biyoteknolojinin rolüne değinerek insan sağlığı, tarım ve uzay biyolojisi alanlarında yürütülen çalışmaları anlattı. Taştan; “İklim eylemine sadece çevre odaklı değil, aslında insan sağlığına etki edebilecek tüm odakları bir araya getirmek suretiyle bakmak istedik. Çünkü uyum konusunda özellikle çevresel stres altında sağlığı ve üretimi korumak bizim için çok önemli. Ortak çalışmamız burada ‘Biyolojik dayanıklılık nasıl olmalı?’ sorusu üzerine şekilleniyor. Biz bunu insan sağlığı, tarım ve uzay biyolojisi kapsamında ele almaya çalışıyoruz.” dedi.

“Kişiye özel tedavi insan sağlığını doğru anlayıp kontrol edebilmemize imkân sağlıyor”

Taştan, genetik mühendisliği teknolojilerinin insan sağlığı ve iklim değişikliği arasındaki ilişkinin anlaşılmasına katkı sunduğunu belirterek, kişiye özel tedavi ve yeni nesil tedavi yöntemlerinin önemine dikkat çekti. Taştan; “İnsan sağlığı noktasında çevresel etkileri anlamak ve hastalık modelleri geliştirmek üzerine yaklaşık 10 yıldır Türkiye'de özellikle genetik tedavi ve kanser tedavileri noktasında çalışmalar yürütüyorum. Gelişen CRISPR gibi genetik mühendislik yaklaşımlarıyla vücudumuzda gerçekleşen hastalıkların temelinde yatan nedenleri yeni hastalık modelleriyle anlayabiliyoruz. Daha az maliyetle ve daha hızlı bir şekilde insan sağlığını ve kalitesini artırabilecek yeni ilaçlar ve tedavi yöntemleri geliştirmeye başlıyoruz. Özellikle aşırı sıcaklığın ve hava kirliliğinin üzerimizde oluşturduğu yan etkiler, gıda, su ve enfeksiyon riskleri iklim değişikliğiyle birlikte insan sağlığını beraber ele almamız gereken konular. Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalıklara sahip bireyler için kişiye özel tedavi ve kişiye özel tanı yöntemlerini kullanmak, iklim değişikliğiyle beraber insan sağlığını da doğru şekilde anlayıp kontrol edebilmemize imkân sağlıyor.” şeklinde konuştu.

“İklimlendirme odası ve laboratuvar kurduk”

Tarım alanındaki çalışmalarına da değinen Taştan, iklim koşullarına dayanıklı üretim modellerinin geliştirilmesine yönelik araştırmalar yürüttüklerini ifade etti. Taştan; “Türkiye'nin en büyük tarımsal faaliyetlerinden biri pamuk üretimi. Türkiye'nin sadece Urfa değil Hatay, Adana, Aydın gibi birçok farklı yerinde özellikle lif kalitesi ve stres altında pamuk üretimiyle ilgili birçok farklı sorun ve şikâyet var. Biz de bunun için büyük bir iklimlendirme odası ve laboratuvar kurarak, özellikle Üsküdar Üniversitesi içerisinde biyolojik dayanıklılığı tarım alanında yeni nesil genetik mühendisliği teknolojileri kullanarak nasıl yapabileceğimizi araştırıyoruz.” dedi.

Dr. Öğr. Üyesi Gülcan Ayral: “İklim eylemi değişen koşullara hazırlanmayı gerektiriyor” 

İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Gülcan Ayral ise iklim değişikliğinin şirketler açısından yalnızca çevresel bir konu olmadığını, aynı zamanda bir yönetim meselesi olduğunu belirterek yeşil bilgi sistemleri üzerine gerçekleştirdiği araştırmanın bulgularını paylaştı. Ayral; “İklim eylemi hem emisyonları azaltmayı hem de değişen koşullara hazırlanmayı gerektiriyor. Kurumların hangi önlemleri alacağını belirlemesi veri, analiz ve karar süreçlerine dayanıyor. Araştırmam, Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik 25 şirketinin 2024-2025 açıklamalarında yeşil bilgi sistemlerinin bu süreçlerde nasıl kullanıldığını inceliyor ve çevresel verinin bilgiye, karara ve iklim eylemine dönüşmesini açıklayan bir çerçeve sunmayı hedefliyor.” ifadelerini kullandı. 

“Araştırmanın temel sorusu hangi teknolojinin hangi iklim faaliyetini desteklediği yönünde”

Yeşil bilgi sistemlerinin çevresel verilerin toplanması, analiz edilmesi ve karar süreçlerine aktarılmasındaki rolüne dikkat çeken Ayral; “Yeşil bilgi sistemleri teknoloji, veri, insan ve iş süreçlerini bir araya getirerek çalışıyor. Kurumsal iklim eyleminde çevresel verileri toplamak ve bütünleştirmek, enerji tüketimi ve emisyonları ölçmek ve izlemek, iklim risklerini ve iyileştirme seçeneklerini analiz etmek, sonunda karar desteği ve optimizasyon için raporlar sağlamak söz konusu. Araştırmanın temel sorusu hangi teknolojinin hangi işi yaparak hangi iklim faaliyetini desteklediği yönünde. Dijital yetenek tarafında hangi sistem veya teknolojinin kullanıldığını, bilgi sistemi işlevi tarafında veri toplama, izleme, analiz ve karar desteği gibi hangi işi üstlendiğini, iklim eylemi alanında ise enerji verimliliği, emisyon yönetimi veya iklim riski gibi hangi alanı desteklediğini incelemeye çalıştım.” şeklinde konuştu. 

“Dijital yetenekler çevresel veriyi görünür kılıyor”

Ayral, araştırma sonucunda yeşil bilgi sistemlerinin özellikle enerji, emisyon, süreç, iklim riski ve tedarik zinciri gibi alanlarda kurumsal iklim eylemini desteklediğini ifade etti. Ayral; “Dijital yetenekler çevresel veriyi görünür kılıyor. Toplanan ve bütünleştirilen veriler analiz ve öngörüyle risklerin ve iyileştirme seçeneklerinin değerlendirilmesine yardımcı oluyor. Karar desteği, bakım, üretim, yatırım ve tedarik seçeneklerine bilgi sağlıyor. Bu süreç emisyon yönetimi, enerji verimliliği, süreç optimizasyonu, iklim riski ve tedarik zinciri uygulamalarıyla ilişkilendiriliyor. Sonuç olarak yeşil bilgi sistemlerinden kurumsal iklim eylemine geçişte bulgular yeşil bilgi sistemlerinin özellikle emisyon yönetimi, enerji verimliliği, süreç optimizasyonu, iklim riski ve tedarik zinciri gibi alanlarda kurumsal iklim eylemini desteklediğini göstermekte.” dedi.

İklim krizi konusunda farkındalığın artırılması hedeflendi

Etkinliğin moderatörü Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Müdür Yardımcısı, Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller kapanış değerlendirmesinde farklı disiplinlerin katkısıyla gerçekleştirilen etkinliğin iklim krizi konusunda farkındalığın artırılmasına katkı sunmasını temenni etti.

Etkinlik, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi. 

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

Paylaş

Oluşturulma Tarihi: 14 Ekim 2026

Sizi Arayalım

Phone