Teknolojiye felsefi bakış: Heidegger’den Virilio’ya

Haber ile ilişkili SDG etiketleri

SDGS IconSDGS IconSDGS IconSDGS Icon

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümü tarafından “Contemporary Philosophical Approaches to Technology: From Heidegger to Virilio” başlıklı seminer düzenlendi. Dr. Mantas Antanas Davidavičius’un konuşmacı olarak katıldığı seminerde çağdaş teknoloji tartışmaları Heidegger ve Virilio’nun düşünceleri üzerinden felsefi bir perspektifle ele alındı.

Güney Yerleşke E Blok Sokrates salonunda gerçekleştirilen seminer yoğun ilgi gördü.

Teknoloji yalnızca araç değil, bir anlam dünyası

Seminerde konuşan Dr. Mantas Antanas Davidavičius, teknolojinin yalnızca teknik araçlardan ibaret olmadığını vurgulayarak, insanın dünyayı algılama ve onunla ilişki kurma biçimini de şekillendirdiğini ifade etti. Bu çerçevede teknolojiye dair felsefi yaklaşımların, modern insanın yaşam deneyimini anlamada önemli bir kavramsal zemin sunduğunu ifade etti.

Modern teknoloji bireyde ‘evsizlik’ hissi yaratabiliyor

Konuşmasının ilk bölümünde Heidegger’in teknoloji anlayışına değinen Davidavičius, modern teknolojinin insanın doğayla ve yaşadığı mekânla kurduğu bağı zayıflattığını belirtti.

Heidegger’e göre bu durumun bireylerde varoluşsal bir “evsizlik” hissi yarattığını aktaran Davidavičius, modern üretim anlayışının seri üretim ve standartlaşmaya dayanmasının mekânların kimliksizleşmesine ve yaşam deneyiminin yüzeyselleşmesine yol açabildiğini ifade etti. Heidegger’in, doğayı yalnızca bir kaynak olarak gören teknolojik yaklaşımı eleştirdiğini; bunun yerine doğayla uyumlu, yaratıcı ve sanatsal bir üretim anlayışını öne çıkardığını da vurguladı.

Hız, modern yaşamda baskı ve kaygı üretiyor

Seminerin devamında Paul Virilio’nun teknoloji ve hız üzerine geliştirdiği düşünceler ele alındı. Davidavičius, Virilio’ya modern teknolojinin en belirgin özelliğinin sürekli artan hız olduğunu belirterek bu hızın yaşamı kolaylaştırmaktan ziyade baskı, kaygı ve rekabet ürettiğini ifade etti.
Dr. Mantas Antanas Davidavičius: “Teknolojiyle kazanılan zaman çoğu zaman dinlenmeye değil, daha fazla üretime ayrılıyor. Bu da modern yaşamda sürekli yetişme ve geri kalmama baskısını artırarak kaygı ve rekabeti beraberinde getiriyor.” dedi.

Teknolojiyle kurulan ilişki yeniden düşünülmeli

Virilio’nun “savaş mantığı” kavramına da değinen Davidavičius, teknolojik sistemlerin bireyleri sürekli yeniliğe uyum sağlamaya ve tüketmeye zorladığını ifade etti. Bu süreçte teknolojik gelişmelerin yalnızca maddi kaynakları ve çevreyi değil, insanın deneyim dünyasını da hızlandırarak aşındırdığını söyledi.

Dr. Mantas Antanas Davidavičius ayrıca teknolojinin kendisinden çok, ona yüklenen anlamların ve kullanım biçimlerinin sorgulanması gerektiği vurgulandı. Hem Heidegger hem de Virilio’nun, teknolojiden bütünüyle vazgeçmenin mümkün olmadığını; ancak daha yavaş, bilinçli, yaratıcı ve çevreyle uyumlu bir teknoloji anlayışının gerekli olduğunu savunduklarını da belirtti.

Katılımcılara felsefi bir perspektif sunuldu

Seminer kapsamında katılımcılar çağdaş teknoloji tartışmalarını felsefi derinlik içinde değerlendirme imkânı buldu. 

Seminer ayrıca modern teknolojinin yalnızca işlevsel değil, aynı zamanda varoluşsal ve toplumsal sonuçları üzerine farkındalık oluşturması bakımından önemli bir akademik katkı sundu.

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

Paylaş

Oluşturulma Tarihi07 Nisan 2026

Sizi Arayalım

Phone