Hemşirelik Bölümü'nde "Sağlığın Sosyal Belirleyicileri" Eğitici Eğitimi Düzenlendi
Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğretim üyelerine yönelik olarak "Sağlığın Sosyal Belirleyicileri" (SSB) konulu bir eğitici eğitimi gerçekleştirildi. Bölüm içi düzenlenen eğitimde, halk sağlığı hemşireliği öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Merve Çolak, bireyin ve toplumun sağlığını şekillendiren sosyal, ekonomik ve çevresel etmenleri meslektaşlarıyla paylaştı.
Sağlığın yüzde 80'i klinik dışı etkenlerden şekilleniyor
Eğitimde, bir bireyin sağlık durumunun yalnızca yüzde 20'sinin sağlık hizmetlerine erişim ve bu hizmetlerin kalitesiyle açıklanabildiği; geri kalan yüzde 80'lik kısmın ise eğitim, gelir ve meslek gibi sosyo-ekonomik faktörler, beslenme ve fiziksel aktivite gibi sağlık davranışları ile yaşanılan fiziksel çevre tarafından belirlendiği vurgulandı. Çolak, bu çerçevede "Hastanın tansiyonu neden yüksek?" sorusunun yanıtının çoğu zaman ilaç uyumsuzluğundan ibaret olmadığını; işsizlik stresi, gıda güvencesizliği ya da güvensiz bir mahallede yaşamak gibi görünmeyen etkenlerin de tabloya dahil olduğunu belirtti.
Healthy People 2030 çerçevesinde beş temel alan
Eğitimde, Dünya Sağlık Örgütü ve ABD'nin Healthy People 2030 programı temel alınarak SSB 'nin beş ana bileşeni ele alındı: ekonomik istikrar, eğitime erişim ve kalite, sağlık hizmetlerine erişim ve kalite, mahalle ve fiziksel çevre, sosyal ve toplumsal bağlam. Yoksulluk, gıda güvencesizliği, barınma istikrarsızlığı, sağlık okuryazarlığı, çevre kirliliği, sosyal izolasyon ve ayrımcılık gibi başlıklar; hemşirelik pratiğinden somut vaka örnekleriyle desteklendi.
Hemşirelik eğitimine entegrasyon çağrısı
Eğitimin sonuç bölümünde, Uluslararası Hemşireler Konseyi'nin (ICN) 2025 yılında güncellediği hemşirelik tanımına da değinildi. Dünya Sağlık Örgütü, Ulusal Hemşireler Birliği ve Kanada Hemşireler Birliği gibi kuruluşların sağlığın sosyal belirleyicileri konusunun hemşirelik lisans müfredatına zorunlu olarak entegre edilmesi yönündeki çağrıları hatırlatıldı. Çolak, hemşirelerin bireysel bakımın yanı sıra kurumsal ve politika düzeyinde de savunuculuk rolü üstlenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Katılımcı öğretim üyelerinden oluşan grup, eğitim sonunda SSB'nin klinik uygulamada nasıl taranabileceği ve müfredata nasıl entegre edilebileceği konusunda görüş alışverişinde bulundu.


