VI. Özel Öğrenme Güçlüğüne Multidisipliner Yaklaşım Sempozyumu gerçekleştirildi

Üsküdar Üniversitesi Ergoretapi Bölümü ve Ergoterapide Disleksi Kulübü tarafından “VI.Özel Öğrenme Güçlüğüne Multidisipliner Yaklaşım” temasıyla düzenlenen Sempozyum bu alanda eğitim gören öğrencileri ve uzmanları bir araya getirdi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi  Ergoterapi Bölümü  Başkanı Prof. Dr. Sevda Asqarova  pandemi sürecinde sosyal etkileşimin azalması nedeniyle ergoterapi ve disleksi öneminin arttığını söyledi. Prof. Dr.Sevda Asqarova özellikle bu alanlardaki eğitimde kaliteyi artırmanın en büyük hedefleri arasında olduğunu da vurguladı.

Prof. Dr. Sevda Asqarova: “Bilim dolu bir yayın diliyorum”

Sempozyuma katılanlara teşekkür eden Prof. Dr. Sevda Asqarova, “Yine güzel bir günde birlikte olacağız. Tüm hocalarıma, katılımcı arkadaşlarımıza ve sevgili öğrencilerime hoş geldiniz diyorum. Sizlerin katılımlarıyla özelleşen Özel Öğrenme Güçlüğüne Multidisipliner Yaklaşım Sempozyumlarının 6’ncısını bugün sizlerle birlikte hayata geçirmekten mutluluk duyuyoruz.” dedi. Hepinize katkılarından dolayı teşekkür ediyorum ve bilim dolu bir yayın diliyorum.” dedi.

Birçok farklı üniversiteden, çok sayıda akademisyen ve uzmanların katıldığı sempozyumun moderatörlüğünü Üsküdar Üniversitesi Disleksi Kulübü Başkanı Serra Korkmaz, Başkan yardımcıları Sertaç Geren ve Erva Nur Kurt üstlendi.

“Kulüp açıldığından bu yana birbirinden güzel etkinlikler yaptık.’’

Disleksi Kulübü olarak açıldıkları günden bu yana birbirinden güzel etkinlikler yaptıklarını dile getiren kulüp üyeleri: Özel Öğrenme Güçlüğüne Multidisipliner Yaklaşım Sempozyumu geleneksel hale geldi.  Birinci sınıftan beri bu sempozyumu yapmak bizlere gurur ve mutluluk veriyor.

Öğrenme beyinde nasıl oluşur?

Uzm. Dr. Bülent Madi: “Motor hareket gelişimi anne karnında başlıyor ve estetik yaşam ile bağlantılı.”

Uzm. Dr. Bülent Madi gelişimin; motor hareket gelişimi,sosyal ,duygusal gelişim,bilişsel gelişim ve bedenin iç sisteminin  izlendiğini vurgulayarak sunumuna başladı. Motor hareket gelişimi anne karnında başlıyor ve estetik yaşam ile bağlantılı; yaşama kalitesini ve yaşam kalitesini arttırarak ve bunları anlayarak başlıyor. Özgül öğrenme güçlüğünde öncelikle ve özellikle beyinciğe bakılır; çünkü erken çocukluk döneminde ilk gelişen alanlardan birisi burasıdır ve denge, bilişsel zamanlama ile ilgilidir. Ergoterapistlerin; öğrenmede müziği kullanması anlamlı olur. Beyine bütünüyle akademik alanda katkı sağlar. Bu çalışmaları yürütürken multisidipliner çalışılmaktadır fakat interdisipliner çalışma önerilmektedir. Çocuğun tüm gelişim alanlarında başarılı olabilmesi için sanat ve müzik vazgeçilmez unsurlardır.

ICF Yönetici ve lider koçu MBA,PCC, ACPC Berna Pınar Tunç: “Disleksi bir engel değil, çeşitliliktir.”

Benim Gücüm disleksim

Her bireyin özel ve eşsiz kabul edip ;her bireydeki eksiklerini görerek değil gelişim alanlarını takip ederek izlemektir. Beyinlerimiz, parmak izlerimiz gibi her birimize özgü olmaktadır. Aslında disleksili her birey birbirinden farklıdır. Disleksi bir engel değil, çeşitliliktir.  Ergoterapistler olarak disleksik bireyin, yapamadıklarına değil de; yapabildiklerine odaklanarak; yapabildiklerinin yapamadıklarını yapılabilir duruma getirmeyi hedeflemeliyiz.  Tagore’ nin sözü olan “Güneşi gözden kaçırdım diye ağlarsan yıldızları da göremezsin.” İle sözlerini noktaladı.

Uzm. Psk. Gizem Gökkaya : “Öğrenme güçlüğü erken çağlarda fark edilen ve bireyde hem  akademik hem sosyal hem psikolojik etkileri gözlenen bir durumdur.”

Özel öğrenme güçlüğüne sahip olan bireylerin sosyal hayatta karşılaştığı problemlerin psikolojik etkileri

Özel öğrenme güçlüğü genellikle ilkokul döneminde çocuğun sınıf öğretmeninin durumu fark etmesi ile ele alınan bir konudur. Çocukların sosyal hayatta karşılaştığı problemlere bakacak olursak; aile ve

Sosyal hayat problemleri, sosyal öğrenme kavramı ile teknolojinin kullanımı, eğitim hayatı ve sosyal hayattaki akran zorbalığını örnek olarak verebiliriz. Öğrenme güçlüğü erken çağlarda fark edilen ve bireyde hem akademik hem sosyal hem psikolojik etkileri gözlenen bir durumdur. Bu süreç boyunca işbirliği içerisinde hareket etmesi, bir yetişkin adayı olan çocuğun sağlıklı gelişimini desteklemektedir. Özel öğrenme güçlüğüne yönelik farkındalığın her geçen gün daha çok artması dileğiyle diyerek sözlerini noktaladı.

DKT. İrem Bağçeci: “Çocuğun güçlü olduğu duyu ve duyuşsal yolları destekleyerek; iletişim becerilerini ve sosyal becerileri desteklemeliyiz.”

Diklekside dil ve konuşma terapisinin rolü 

Dislekside dil gecikmesi ve dil bozuklukları görülmektedir. Okumada güçlük yaşayan çocuklar dil becerilerinde de güçlükler yaşamaktadırlar. Çocuğun güçlü olduğu duyu ve duyuşsal yolları destekleyerek; iletişim becerilerini ve sosyal becerileri desteklemeliyiz. Değerlendirmede alıcı ve ifade edici dil değerlendirmesi, sesbilgisel farkındalık, harf farkındalığı, sözcük tanıma, okuma akıcılığı, okuduğunu anlama büyük rol almaktadır.  Müdahale planı oluşturmak ise bir ekip işidir.

ERG .İsa Kör : “Asıl önem vermemiz gereken nokta özyeterliliktir.”

Öğrenme güçlüğü mü ilgi eksikliği mi?

Öğrenme güçlüğüne sahip olarak sınıflandırmak için, bireylerin algısal veya motor zorluklar, zeka geriliği, duygusal rahatsızlık veya çevresel zorluklarla açıklanamayan akademik eksikliklere sahip olmaları gereklidir. Burada asıl önem vermemiz gereken nokta özyeterliliktir. Araştırmalarda DEHB ve ÖÖG genetik etkileşimle bağlantılarının olduğu gözlemlenmiştir. Çocuklarının kendini keşfedeceği ve kendi özsaygısının, özbenliğinin gelişebileceği aktivitelere önem vermemiz gerekmektedir. Çocuğa sosyal hayatında anlamlı sosyal ilişkiler kurabilmesi için fırsatlar verilmeli ve aile içinde rolleri çeşitlendirilmelidir.

Prof. Dr. Necdet NEYDİM: “Ebeveynler kendilerini çocuğun hayatında ona eşlik eden bir yol arkadaşı olarak görürlerse çocukları özne olarak kabul etmiş oluruz.”

Çocuk Gerçeğinin Edebiyata Yansıması

Özneleştirilememiş çocuklara ulaşma konusunda dikkat çekmek istiyorum. Ebeveynler kendilerini çocuğun hayatında ona eşlik eden bir yol arkadaşı olarak görürlerse çocukları özne olarak kabul etmiş oluruz. Çocuğun dilselleştirebileceği, çocuğa göreliğin yakalanamayacağı şeylere dikkat etmeden ona korkular dolu travma yaratacak metinlerle yaklaşırsanız o çocukların dilselleşmesi engellenir. Ona kendi alanını yaratmak ve neyi yapabileceğini keşfettirmek ile çocuğun konuşma sorunlarını çok daha farklı aşacağı düşüncesindeyim.

Uzm. Psk. Danş. Ömer CİMEM: “Bu çocuklar zihinsel problem yaşamıyorlar, zihinsel engelli değiller.”

Özgül Öğrenme Güçlüğü ve Okul

Ergoterapinin birçok alanı bir araya getirerek multidispiliner anlayışı içselleştirmesi çok hoş. Özgül öğrenme güçlüğü diyoruz çünkü bunu yaşayan her çocuğun kendi özelliklerinden yola çıkarak farklı ve pek çok sebeple tanılandığını biliyoruz. Bu alanda çalışan herkesin her çocuğu tanıyıp değerlendirmesi gerekiyor. Bu çocuklar zihinsel problem yaşamıyorlar, zihinsel engelli değiller. Özel eğitim öğretmenlerinin birincil olarak ergoterapistler ile çalışması gerektiğini düşünüyorum. Herkesin bu durumdaki çocukların özelliklerine hakim olduğu, takım arkadaşlarını tanıdığı, ortak bir dil geliştirildiği, etik yönlendirilmenin yapıldığı bir takım çalışması içinde süreç içerisinde çalışılması gerektiğini düşünüyorum.

Öğr. Gör. Elif Konar ÖZKAN : “Masallar ülkesinde yolculuk yapmanın çocukluğu beslediğini söyleyebiliriz.”

Özel Öğrenme Güçlüğünde Masalların Kolaylaştırıcı Etkisi Ve Katkıları

Ben masalların daha çok terapotik yönüyle ilgileniyorum. Masallar ülkesinde yolculuk yapmanın çocukluğu beslediğini söyleyebiliriz. Çocuğun ihtiyacı deneyimdir. Masallarda hikayelerde hayatta yaşanabilecek şeylerin gösterilmesi, olası tehditlere karşı savunma mekanizması ve bilişsel esneklik kazanılmasını sağlar. Masal ve hikayelerin tedavi edici iyileştirici terapotik etkisi de vardır.

Erg.Zeynep Belin ARIKAN: “Her hatalı okuyana disleksili diyemeyiz.”

Öğrenme Güçlüğü Türlerinden Disleksi’de Ergoterapi Müdahaleleri

Sunumumda özgül öğrenme güçlüğüne sahip bireylerden bahsedeceğim. Birey diyorum çünkü özgül öğrenme güçlüğü yetişkinlerde de görülmektedir. 1960’lı yıllar özgül öğrenme güçlüğü için bir dönüm noktası olmuştur. Çünkü farkındalık artmıştır.

Her hatalı okuyana disleksili diyemeyiz. Çünkü hatalı okuma akademik başarısızlıktan da kaynaklanabilir. Akademik başarısızlık ve disleksinin ayrımının yapılmasında uzmana başvurulmalı. Doktor tanısında sonra biz ergoterapistler tedavi programı ile süreci sürdürüyoruz.

Öz. Eğt. Ör. Ömer Yiğit: “Özel öğrenme güçlüğü aileler tarafından kabul edilmesi zor reddedilmesi kolay bir durumdur.” 

Yerel Yönetimlerde düzenlenen projelerin içeriği de çok önemlidir. Son 5 yıldır özel öğrenme üzerine çok güzel çalışmalar vardır. Birçoğu özel eğitim rehabilitasyon merkezlerinin eğitimlerini geçmektedir. 2017 de yaptık projemizi ve projemiz Engelsiz Yaşam Merkezi şu an orada kurum müdürüyüm. Bizim orada her alanda alanında uzman kişiler var. Biz duyu bütünleme ve ergoterapi alanında alanında uzman Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi bölümüyle çalışıyoruz. Yerel yönetimlerde alanında uzman ve alanında başarılı kişilerin çalışması lazım.

Çünkü özel öğrenme güçlüğü aileler tarafından kabul edilmesi zor reddedilmesi kolay bir durumdur. Bu sebeple ileriye doğru ertelenmesi çok sık yapılan bir tanıdır. Aileler genelde birkaç yıla geçer ve kabullenememe gibi durumlarda kötü bir durum olarak algılıyor. Ama son dönemlerde yapılan taramalarda aileler doğru bilinçlendiriliyor.

Psk. Tanıl Gökçe: “Disleksi ne kadar erken tanılanır ve müdahale edilirse kişi o kadar hızlı bir sürede gelişim gösterir.”

Erken tanı dislekside çok önemlidir.DSM-V ‘deki kriterlerle bağlantılı olarak disleksi okuma bozukluğuyla birlikte sözlü okuma hızı akıcılığı ve okuduğunu anlama problemleri olduğunu biliyoruz. Tanı kriterleri incelendiğinde ve tanılama süreci düşünüldüğünde disleksi tanısı pek çok diğer tanı gibi semptomatiktir.

Pek çok diğer tanı gibi semptom ortaya çıkınca müdahale edilir. Disleksi ne kadar erken tanılanır ve müdahale edilirse kişi o kadar hızlı bir sürede gelişim gösterir.

Özellikle şüphe koymak adına anasınıflarında olabilir kreşlerde olabilir ergoterapinin yapabileceği bir durumlar olduğunu düşünüyorum.  Semptom ortaya çıkmadan bizler müdahale edebilir miyiz? Gözlem altına alabilir miyiz? Önemli olan bu nokta bence.

Erg. Sedanur Yılmaz: “İşlemleme hızlarının yavaş olmasını çoklu duyusal uyaranlarda çalışmak daha da artırabilir.”

Disleski sözcüğünü ele alırsak dis güçlük leksya ise sözcük anlamına geliyor. Disleksi ise çocuğun yaşına eğitimine ve zekasına göre okuma başarısının beklenenin altında olması şeklinde açıklanabiliyor. Disleksili çocuklarda okumayla ilgili birtakım zorluklar olduğunu görsel ve işitsel algı becerilerinde motor koordinasyonda problemler olduğu gözlemlenmektedir. Bu süreçte çocuk çok iyi gözlemlenmesi gerekiyor. Daha sonrasında bu doğrultularda doğru eğitimin verilmesi çocuk açısından iyi olacaktır. Serebellum denge ve hareketin koordinasyonunu işlemektedir. Disleksili çocuklarda denge problemleri gözlemleniyor. İyi gelişmiş olan vestibüler sistem vücudun her iki tarafından alınan mesajların bütünleşmesini sağlıyor. Disleksili çocuklarda kaba ve ince motorun gelişmesini engellemesini de bu şekilde açıklayabiliriz. İşlemleme hızlarının yavaş olmasını çoklu duyusal uyaranlarda çalışmak daha da artırabilir.

Nörobilim Uzm. Erg. Muammer Aydoğdu: “Onların sosyal yaşamları zor gibi gelebilir ama kolaylaştırıcı yöntemleri çok fazladır.”

Disleksili bireyler günlük yaşamda birçok sosyal aktiviteyi aynı anda yapmada güçlük çekerler. Matematiksel işlemlerde pratik işlemlemeleri yapmada da güçlük yaşarlar. Bunun sebepleri arasında beynimizdeki bazı bölgelerin aktivasyonu yani çalışma sistemiyle alakalı bir durum vardır. Asosiyasyon alandır.

Bazen bazı şeylerin farklı görünmesi herkesin algılayabildiği şeyleri farklı algılamaları söz konusu oluyor. Sayılar ilginç bir şekilde ters oluyor. Onların gördükleriyle bizlerin gördükleri farklı oluyor. Bunun üzerine dışarıdan yaftalama olur. Ve akıllı değilsin başarılı değilsin şeklinde dışarıdan söylemler olacaktır. Bu bakış açısı insana kendini ötekileştirmede çevredeki baskı yeterli geliyor.

Bilinçlendirme artarsa birçok çocuğun okul hayatında çok güzel bir destek durumuna gelinecek ve ilerleyen zamanlarda çocuğa çok güzel bir rota çizmesi sağlanacak. Onların sosyal yaşamları zor gibi gelebilir ama kolaylaştırıcı yöntemleri çok fazladır.

DKT ve Öz.Eğt.Uzm.GÜLŞEN IŞIK: “Her çocuğu aslında en üst performansına ulaştırmamız  gerekiyor.”

Özel Öğrenme Güçlüğünde Erken Okur Yazarlık  Becerileri

Disleksili bireylerin güçlük yaşadığı alanlardan bahsetmek istiyorum .Harf ve ses ilişkisi kuramıyorlar, sözcük okumakta güçlük yaşıyor ve okuduğunu anlamıyorlar. Birbirine benzer sesleri ayırt etmekte zorluk yaşıyorlar. Hızlı otomatik işlemlendirme  güçlükleri  yaşayabiliyorlar. Erken okur yazarlık okuma yazma öğretimi  , kâğıt üzerinde yazmak değildir. Erken okur yazarlık aslında okuma becerisinin alt becerilerini hazır bulunurluğunu  gerekli bilgi beceri ve tutumu olmasıdır.  Erken okur yazarlık doğum ile başlar ve ilkokulda  biter. Sözel dil bilgisine bakalım , sözel dil bilgisi alıcı dil ve ifade edici dildir. Dolayısıyla okul öncesi dönemde  erken okur yazarlık disleksili çocuklara çok yararlı olduğu gibi aslında tipik  bir gelişim gösteren çocuklar içinde çok önemli . Çünkü her çocuğun bir maximumu  var , her çocuğu aslında en üst performansına ulaştırmamız  gerekiyor bu nedenle nasıl disleksili çocuklarda erken okur yazarlık çok önemliyse  tipik çocuklarda da önemlidir.

Erg.Amine Kalkan: “Alındığında  ergoterapi mesleğinin çalışma alanlarıyla ÖÖB ‘ li  çocukların yaşamış olduğu problemler birebir örtüşmektedir. “

Ergoterapi perspektifinden çocukluk çağı öğrenme güçlüğü

Yapılan araştırmalar çocukların motor becerilerinin   duyusal  işlemleme  süreciyle beraber geliştiğine dikkat  çekmedir.Vücut algısı , her iki tarafının da kullanılması , el tercihi  gibi yetenekler bu temel  duyuların birleştirilmesi ile sağlanır.Özgül öğrenme güçlüğü ve ergoterapi de  ise  burada bireylerin kişisel özellikleriyle uyumlu , anlamlı  ve amaçlı aktivitelerle sağlığı ve refahı geliştiren bireyi  merkeze alan bir disiplindir. Ergoterapi müdahale yaklaşımlarının içinde bağımsız olarak günlük yaşam aktivitelerini sürdürmeleri ve sosyal çevreye  uygun düzeyde katılım göstermeleri  şeklinde iki ana görüş bulunmaktadır. Bu bağlamda  ele alındığında  ergoterapi mesleğinin çalışma alanlarıyla ÖÖB ‘ li  çocukların yaşamış olduğu problemler birebir örtüşmektedir.  Ergoterapistlerin   bu alanda çalışmaları incelediğinde ;temel motor , duyu , kognitif problem alanlarından çocukların katılım boyutundaki problemlere kadar uzanan geniş bir yelpazede uygulamaların yapıldığı görülmektedir.

Öğr.Gör.Shahram MOHSENİ : “Erken planlama, kaygıyı ve son  andaki zaman baskısını  azaltır ve görevde daha iyi sonuçlar elde edilmesine yardımcı olur.”

Dislekside ergoterapi rolü

Öz düzenleme ,  öğrenme bozukluğu olan bir çocuğun hayatına önemlidir. Ergoterapist ,  bu konuyu ele almak için bilişsel davranışçı  bir yaklaşım benimsemelidir. Buradaki amaç ise öğrenme görevlerine katılabilmeleri  ve odaklanabilmeleri  için bedenlerini tam  doğru hissetmelerini nasıl sağlayabileceklerini öğretmektir. Ergoterapist ,  disleksili çocuğa ; bir göreve çözüm bulmak için tersten düşünmeyi öğretmek , büyük bir görevi daha küçük olanlara bölmek , bir göreve önceden fiziksel ve zihinsel olarak  nasıl hazırlanacağını öğretmek , hafta için görsel zaman çizelgesi  gibi şeylerle müdahalede  bulunabilir. Erken planlama  , kaygıyı ve son  andaki zaman baskısını  azaltır ve görevde daha iyi sonuçlar elde edilmesine yardımcı olur. ‘yapılacaklar ‘listeleri takipte yardımcı olur .Bir ergoterapist ,  çocuğun harf ve şekil oluşturma yeteneğini değerlendirmek için görsel algı becerilerini ele alacaktır.

Erg.Furkan CANGİ: “Yürütücü işlevlerin iyi olması akademik başarı için zekadan daha önemlidir.”

Disleksili çocuklarda yürütücü işlevler 

Çalışan bellek; aynı anda gerçekleşen durumları devam ettirme, sürdürebilme ,zihinsel olarak bilgileri kontrol etme gibi planlamayı içeren süreçlere diyoruz. Zihinsel temsilleri kullanan bir beceri türüdür.Eskisiyle sonraki arasındaki bağlantıyı kurmaktadır .Okuma yazma gibi becerilerde çalışan bellek çok fazla rol oynar.Yürütücü işlevler çocuklar okula başladığında iyi bir akademik performans  gösterebilmeleri için çok temel çünkü çocuklardan şunu bekliyoruz  biz kurallara uymasını bekliyoruz ve parametreleri iyi bir şekilde uygulamasını bekliyoruz .Bunları iyi uygulayan çocukların da okulda başarılı olduklarını görüyoruz .Yürütücü işlevlerle bir çocuğun okula hazır mı değil mi anlayabiliriz .Yürütücü işlevlerin iyi olması akademik başarı için zekadan daha önemlidir.

 

Türkiye Disleksili Çocuklar Vakfı Başkanı Atıf TOKAR: “Disleksili çocuklar için eğitimin ana unsuru da ergoterapidir.”

Dislekside Güncel Veriler

Disleksili çocuklar için eğitimin ana unsuru da ergoterapidir. Ergoterapi disleksili çocukların ilacıdır. Disleksili çocukların hayatına dokunmak istiyorsanız eğitim vermelisiniz.

Eğitim vermek istiyorsanız, ergoterapist, dil konuşma uzmanı, özel eğitimci olmalısınız. Bu 3 kişi benim çocuğuma dokunabiliyor. Sınıf öğretmenleri, psikologlar sonra devreye giriyor. Eğitim verildikten sonra çocuk çok fazla değişiyor.

Erg. Sena ALBAY: “Motor fonksiyon problemleri olarak adlandırılan bu zorluklarda ergoterapistlerin önemli rolü bulunmaktadır.”

Dislekside  yazı yazmada,kaşık kullanmada,düğme iliklemede zorluklar gibi ince motor problemleri , zıplama,koşma,yuvarlanma gibi kaba motor aktivitelerinde problemler bunların yanı sıra denge ve koordinasyon problemleri sıklıkla görülmektedir. Genel olarak motor fonksiyon problemleri olarak adlandırılan bu zorluklarda ergoterapistlerin önemli rolü bulunmaktadır. Ergoterapistler kişiye uygun ergoterapi müdahaleleriyle örneğin:  fiziksel aktivitelerle ,fiziksel aktivitelerle birleştirilmiş bilişsel çalışmalarla bu alanlarda problem yaşayan çocukların katılımını ve bağımsızlığını arttırmaktadırlar.

Uzm. Dr. Önder KÜÇÜK: “Disleksi tedavisi her birey için özel olarak planlanır.”

Klinik Perspektiften Disleksi

Okul öncesi dönemde; çocukları dikkatli bir şekilde gözlemleyen ebeveynler ya da profesyonel kontrolü tercih ederek bir uzman yardımı alan aileler disleksi tanısının erkenden konulmasını sağlarlar. Bu çocuklar kendilerinde bir değişiklik olduğunun farkındadır ancak aile ve öğretmen tarafından henüz fark edilmediğinden bu durum onların kendini soyutlama ihtiyacı hissetmesine neden olur. Disleksisi olan çocuklar duygusal ve sosyal yönden bağ kuramaz, bulundukları ortamla uygunluk sağlayamaz. Disleksi tedavisi her birey için özel olarak planlanır.

Erg. Didehan ESKİÜÇTEPE : “Okul öncesi ve okul dönemi olmak üzere görülebilecek davranışlar akademik olarak iki kategoride incelebilmektedir.”

Disleksi’de Akademik Perspektif ile Ergoterapi Müdahaleleri

Disleksi’nin nedenleri üzerine üç model bulunmaktadır. Bunlar; Fonolojik, Magnoselüler ve Serebellar defisit hipotezleridir. En çok kabul gören teori ise Fonolojik Defisit Teorisidir. Yazı yazma, akademik başarı ve disleksi arasındaki ilişkiler geçmişten günümüze incelenmektedir. Görsel motor entegrasyon, ince motor beceriler, heceleme, yazı yazma, okuma ve matematiksel işlem yetenekleri Disleksi’de genel olarak etkilenen başlıca alanlar olduğu görülmektedir. Kaliteli yazı yazma, akademik başarıya etkileyen diğer faktörler; öz değerlendirme, öz yeterlilik ve öz farkındalıktır. Okul öncesi ve okul dönemi olmak üzere görülebilecek davranışlar akademik olarak iki kategoride incelebilmektedir. Konuşmada gerileme, heceli sesleri karıştırma, el tercihinde gecikmeler, zaman ve yön kavramında güçlük, özellikle soyut kavramlarda güçlük, dikkati sürdürme ve hafızada yaşanabilen güçlükler, yazılı sınavlarda sözlü sınavlara göre başarısızlık yaşanması gözlemlenen diğer davranışlardır.

 

Erg. Hüdayi YILMAZ: “Ebeveynlerin disleksi farkındalığına çok önemli.”

Disleksili Çocuklar: Ebeveynlerin Farkındalığına Duyulan İhtiyaç

 Konuşmacımız sempozyumumuzda; “Ebeveynlerin disleksi farkındalığına çok önemli.Tanı öncesi, tanı ve tedavi sonrası dönemde ebeveynlerin içsel ve çevresel psikolojik tavırlarının yanı sıra çocuğa karşı olan tutumlarını da ayrı ayrı incelenmesi ve üzerinde durulması gereken konular. Her bir süreç için bizlere düşen pek çok görev vardır.” dedi.

Sempozyum, Prof. Dr. Sevda Asqarova’nın teşekkür belgeleri takdimi ve kapanış konuşmalarıyla sona erdi.

 

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)