Pandemide "Fanus Çocuk" Riski!

Erg. Muammer Aydoğdu

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü ve Ergoterapi Kulübü, Prof. Dr. Sevda Asqarova öncülüğünde düzenlenen “Korona Günlükleri: Ergoterapi Müdahaleleri” konulu etkinliğin beşincisi Zoom ile çevrimiçi olarak gerçekleşti. NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Erg. Muammer Aydoğdu, “Korona Sürecinde Çocukların Beyin Gelişimindeki Değişimler” konusuna ilişkin paylaşımlarda bulundu.

Aydoğdu, "Koronavirüs sürecinde anne baba ile geçirilen zaman ile ruhsal değişimler meydana geldi ve çocuk ebeveynleri ile uyumları arttıkça arkadaş olarak konumlandırmaya başladı. Çocuk, anne baba arasındaki dengenin değişkenlik göstermesiyle psikolojik olarak etkilenmeye ve bu durumu kullanarak yönetmeye başladı. Bu dönemde çok fazla fanus durumuna düşen çocuklar gördük." Dedi

Öğr. Gör. Yavuz Sultan Selim Kavrık

Öğr. Gör. Yavuz Sultan Selim Kavrık “İnsan tek bir maddeden ibaret değildir”

Öğr. Gör. Yavuz Sultan Selim Kavrık, “Virüs ve Biyopsikososyal Yaklaşım” konulu sunumunu yaptı. Sağlık durumunun kişiye özel değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Kavrık, “Biyopsikososyal yaklaşım, 1970 yıllarında ortaya çıkıyor. İnsanın tek bir maddeden, kas, kemik ve hücrelerden ibaret olmadığını aynı zamanda psikososyal çevreden etkilenebilir olduğunu ve davranışların insana zarar verebilir olduğunu ortaya atan bir yaklaşımdır. Örneğin sigara içmek de bir davranıştır ve insana zarar verebilir. İnsanın yaşanmış tecrübelerinin süreci belirlediğini söylemek mümkün. Düşmeyi öğrenen bir çocuk ebeveynlerinden eyvah tepkisi alırsa çığlığı basar. Ancak her çocuk için aynı durum söz konusu değildir çünkü her insanın dokusu bir değildir. İyi imkânlarda büyüyen çocuk ile köyde kendi başına büyüyen bir çocuğun ağrı eşiği aynı düzeyde olmayabilir.” Dedi.

“Okupasyonları Arttırmak Temel Amacımız”

İyilik halinin okupasyonlarla ilgili olduğunu belirten Kavrık, “Ergoterapistler olarak insanların Okupasyonlarına erişmek temel amaç alınmalıdır. Evde de kalıyorsa, sosyal hayata da karışıyorsa bizler okupasyonlara eriştiğimiz sürece insanların günlük yaşam aktiviteleri, iletişim, hareketlilik, sosyal izolasyon ya da zihinsel sağlık gibi faktörlerin gelişimi ile normal tutabiliyoruz. Pandemi sürecinde psikososyal sorunların ortaya çıkmasına yol açmış, toplum katılımı ve yaşam kalitesi üzerinde karmaşık etkiler yaratmıştır. Hem zihinsel sağlık sorunlarının başlangıcını önlemek hem de zihinsel olarak sağlık sorunları yaşayanlar için iyileşmeyi kolaylaştırmak amacıyla ergoterapistlere aktif rol düşmektedir.” İfadelerinde bulundu.

Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Bahadır Ağce

Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Bahadır Ağce: “İhmal ettiğimiz kendimizle vakit geçirme imkanı bulduk”

Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Bahadır Ağce, “Covid-19 Sonrası Sağlığımızı Nasıl Korumalıyız?” konusunda değerlendirmelerde bulundu. Koronavirüs sürecinin olumlu taraflarının olduğunu belirten Ağce, “Bu dönemde sadece olumsuz şeyler yaşamadık. Çok uzun zamandır ihmal ettiğimiz kendimizle vakit geçirme imkânı bulduk. Sevdiklerimizin kıymetini anladık. Bu süreçten sonra artık olumsuz tarafları değil de buradan neler kazabiliriz tarafına geçmeliyiz. Evrimsel sürece baktığımızda her zaman değişime adapte olan gruplar ayakta kalıyor. Bizlerde bunu sağlamak durumundayız.

Yeni normalde ne yapmalı?

Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Bahadır Ağce, sağlığa çok yönlü bakılması gerektiğini belirtti. Ağce,  “Ellerimizi yıkamamız gerektiğini, maske kullanmak zorunda olduğumuzu biliyoruz. Sağlık sadece kendinizle alakalı bir durum değildir. Pek çok faktörden etkilenir. Bunlar ekonomik koşullar olabilir. İş kaybı yaşayan bireylerin kendilerinin motive edebilmek için destek almak zorunda kalmaları olabilir. Kişisel özellikleriniz, hayata bakış açınız, düşünce ve değerleriniz gibi sosyal kaynaklarınız ne kadar güçlüyse sosyal sorunlara karşı baş etme gücünüz o kadar kuvvetlidir. Sağlığa çok yönlü bakmamız gerekiyor. Yediğimiz, içtiğimize dikkat edeceğiz aktif olacağız ama problemin aslında kişi merkezli yaklaşımı benimsemek olduğunu bilmemiz gerekiyor.  Bu ergoterapistlerin kişinin bulunmak istediği durum her ne ise bu durum üzerinden ilerlememiz gerekiyor. Sağlık ve iyilik halini korumak için dengeli bir okupasyon yelpazesine katılım gerekiyor.” İfadelerinde bulundu.

Uzm. Fzt. Emre Erdem

Uzm. Fzt. Emre Erdem: “Risk Faktörlerini Görmezden Geldik”

Uzm. Fzt. Emre Erdem, “Nörolojik Hastalar İçin Erken Dönem Yoğunlaştırılmış Rehabilitasyon Kampı” konulu sunumunu gerçekleştirdi. Hastaların hızlı iyileşmesi için mobilize edilmesi gerektiğini vurgulayan Erdem, “Hastaları bir an önce mobilize etme durumumuz vardı. Fakat bu süreçte pek mümkün olmadı. Bizde bu dönemde rehabilitasyon kamplara yöneldik. Hastanın yoğun bakıma girdiği ve çıktığı andan itibaren tedavi süreci başlıyor. Hastayı erken mobilize ettiğimiz takdirde sistematik rahatsızlığı düşürüldüğü var sayılıyor ve daha hızlı iyileşme yolu açıyor. Pandemi sürecinde kimse evinden çıkmadı. İyi yaptılar fakat nörolojik hastalığa yakalanmış bireyler bu süreçte oldukça zorlandı. Hastaların bu süreci rahat geçirmesi konusunda ergoterapistlere oldukça iş düşüyor.

Örneğin inme, dünyada kanser ardından üçüncü ölüm nedenidir. Öldürmese de süründüren veya tam tersi hızlıca iyileştiren cinsleri vardır. İnsanlar inme geçirdiklerini yüzde düşme, kolda uyuşukluk, sarhoşvari konuşma haline bürünüyorlar. Biz bu hastalıkta erken müdahaleyi savunuyoruz çünkü erken müdahalede hastaya daha çok yarar sağlayabiliyoruz. Risk faktörlerini pandemi döneminde hareketsiz kalmamızdan ötürü görmezden geldik. Bu dönemde sigara ve alkol kullanımına yönelenler oldu. Bu gibi risk faktörleri ile hastalık nedenlerini arttırmış olduk.” Dedi.

Rehabilitasyon problemlerinde en zorlanılan süreç ihmal!

Uzm. Fzt. Emre Erdem, rehabilitasyon problemlerinde en zorlanılan sürecin ihmal olduğunu belirtti. Erdem, “Hasta yürüyor ve her türlü aktivitesini yapmaya başlıyor.  Ancak sağ kolunu ya da sol kolunu farkında olmuyor. Yürürken kolunu kapıya tutturuyor ve farkında olmadan kırık çıkık meydana geliyor. Erken devreden başlanılarak ağırlık aktarma ve denge hareketlerinin çalıştırılmasıyla simetri sağlanmaya çalışılmalıdır. Eldeki gelişmeler fonksiyonel aktivitelere dönüştürülmelidir. Örneğin, elindeki istemli kavrama başladığı zaman çatal kullanması istenebilir. Böylece ihmali önlemek için travmatik etkilenmiş tarafa biraz daha önem verdiğimizi söyleyebiliriz.” İfadelerini kullandı.

Erg. Muammer Aydoğdu

Erg. Muammer Aydoğdu: “Pandemi döneminde fanus durumuna düşen çocuklar gördük”

NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Erg. Muammer Aydoğdu, “Korona Sürecinde Çocukların Beyin Gelişimindeki Değişimler” konusuna ilişkin paylaşımlarda bulundu. Aydoğdu, “5 yaşındaki bir çocuğun 25 yaşına geldiğinde Covid-19’u nasıl anlatacağı bizim asıl sorumluluğumuzdur. Pandemi döneminden etkilenen çocukların beyinlerinde de bazı değişkenlikler olacaktır. Düşünce yapısı ve duygusal mantık alanında farklılıklar oluşacaktır. Aile ile geçirilen zaman pandemi dönemi öncesi daha az iken pandemi dönemi ile bu süre daha çok arttı. Anne baba ile geçirilen zaman ile ruhsal değişimler meydana geldi ve çocuk ebeveynleri ile uyumları arttıkça arkadaş olarak konumlandırmaya başladı.

Çocuk, anne baba arasındaki dengenin değişkenlik göstermesiyle psikolojik olarak etkilenmeye ve bu durumu kullanarak yönetmeye başladı. Bu dönemde çok fazla fanus durumuna düşen çocuklar gördük. Çocukların anne-baba tarafından sosyal olarak çok fazla korunmaya geçilen bir durum. Çocuğun her aşamasına müdahale ederek çocukta dev bir soru işareti yaratıldı. Sosyal mesafenin önemini anlatmak isterken çocukta izolasyon mantığı gelişmeye başladı. Pandemi dönemi geçtiği zaman çocuklarda sevdiklerine sarılamama endişesi meydana gelebilir. Bu nedenle korkutucu bir şekilde anlatmamak gerektiği ortadadır.” İfadelerinde bulundu.

Erg. Shahram Mohsenı

Erg. Shahram Mohsenı: “Otizmi kabul etmek zorundayız”

NP Etiler Tıp Merkezi Erg. Shahram Mohsenı, Otizimli Çocuklarda Aktivite Katılım Faktörlerinin ICF-CY Tabanlı Yapısal Denklem Modeli” konulu sunumunu gerçekleştirdi. Mohsenı, “Otizm çocukların davranışlarında farklılık görüyoruz. Otizmli bireylerin mevcut veya gerçek yaşama katılımı, sosyal becerileri ciddi ölçüde sınırlı olmaktadır. Konuşmada, göz temasında problem yaşayabiliyorlar. Bazı davranışlarını doğru ve yerinde olurken, bazı davranışları sıkıntılı ve problemli olabiliyor. Ancak bütün hayatını etkilemektedir. Bu nedenle otizme farklı bakış açısı ile bakmamız gerekiyor. Çevresel faktörler de bireyin katılımını destekleyen veya engelleyen faktörler olarak ön plana çıkıyor.

Normal bir çocuğun ses ile katılımı yüzlük oranda yetmiş iken, otizmli çocuklarda bu oran yirmilerde kalmaktadır. Bu durum otizmli çocukların konuşmasını etkilemektedir.Ailemizde davranışlarımızı iyice analiz etmemiz ve çocuğun her bir davranışını, hareketini not etmemiz gerekir. Not ettiğimiz faaliyetleri nerden etkilendiğini tespit etmemiz gerekiyor. Bazı aileler otizmin farkındalığında olurken bazı aileler hala daha kabul etmiyor. Otizmin farkındalığını kazanmak zorundayız. Davranışları iyi analiz edip, her çocuğa ayrı bir perspektif ile bakarak nedenleri sorgulamak en sağlıklısı olacaktır.” İfadelerini kullandı. .

29.06.2020 15:18

 

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

Paylaş: