Etkinlikler

06 ARA 2018

Dursun Güleryüz: “Günde ortalama 4 saat televizyon izliyoruz”

Dursun Güleryüz: “Günde ortalama 4 saat televizyon izliyoruz”Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi akademisyenlerinin araştırma alanlarındaki çalışmalarını paylaştığı fakülte seminerlerinin üçüncüsü gerçekleştirildi. İletişim Fakültesi Fuat Sezgin Konferans Salonu’nda düzenlenen seminerde Medya ve İletişim Bölümü öğretim görevlisi ve TİAK A.Ş. Genel Müdürü Dursun Güleryüz, Türkiye’de televizyon izleme ölçüm sistemi konulu bir sunum gerçekleştirdi.Üçüncüsü gerçekleştirilen İletişim Fakültesi Seminerleri’nde öğretim görevlisi ve TİAK (Televizyon İzleme Araştırmaları A.Ş.) Kurucu Genel Müdürü olan Dursun Güleryüz, Türkiye’de televizyon izleme ölçümleri konusunda yaptıkları çalışmaları anlattı. Yapılan izleme ölçümleri neticesinde dünya ortalamasına göre Türkiye’nin televizyon izleme oranlarının çok yüksek olduğunu istatistiksel verilerle paylaşan Güleryüz, “Türkiye, 4.21 saat ortalama ile dünya ortalamasının epeyce üstünde. Asya, Avrupa ya da Amerika’da bu süre daha az. Bizi sadece Saudi Arabistan 6.37 saat ortalamayla geçiyor” dedi. Güleryüz’ün paylaştığı verilere göre dünya ortalaması 2.56 saat.“Kuralları ihlâl eden haneler ölçümden çıkarılıyor”TİAK’ın gerçekleştirdiği televizyon izleme ölçümlerinin reklam piyasasının şekillenmesinde önemli bir yeri olduğunu belirten Güleryüz, sağlıklı sonuçlara ulaşabilmek adına sıkı bir etik çerçevede hareket ettiklerinin altını çizdi. Evine ölçüm aleti yerleştirilen ailelerin eğitimden geçirildiğini, evde bulunan 5 yaş üstü her birey için televizyon kumandasında bir tuş yer aldığını ve aile bireylerinin ölçüm aletine sahip oldukları bilgisini gizli tuttuklarından emin olmaya çalıştıklarını söyleyen Güleryüz, araştırmanın kurallarını ihlâl eden ya da ettiğinden şüphelenilen hanelerin çalışmadan derhal çıkarıldığını da sözlerine ekledi.“En çok diziler izleniyor”Hane bazlı televizyon izleme ölçümlerinin ayrıntılarını paylaşan Dursun Güleryüz, program kategorilerine göre en çok izlenen yayınlar ve izleyici profiline dair ayrıntılı verilere ulaştıklarını ifade etti. Güleryüz, çalışmanın güncel sonuçlarına göre Türkiye’de sırasıyla en çok diziler, haber programları ve çocuk programlarının izlendiğini, spor ve eğlence programlarının ise sanıldığı kadar yüksek oranlarda izlenmediğini söyledi. Dursun Güleryüz’ün izleme ölçümlerine dayanarak verdiği bilgilere göre kadınlar erkeklerden daha çok televizyon izliyor. 55 yaş ve üstündekiler televizyonu en çok izleyen grubu oluştururken, en az izleyen yaş grubu ise 12-19 yaş aralığı. İzmir bölgesi de televizyon izleme süresi açısından ilk sırada yer alıyor. Yıl içinde televizyon izleme Ocak ve Şubat aylarında en yüksek noktaya çıkarken, Temmuz ayında en düşük seviyeye iniyor.“Çoklu ekran ölçümlerine geçmeyi planlıyoruz”TİAK’ın gelecek hedeflerinden de bahseden Güleryüz: “Televizyon izleme oranları düşüyor. Artık daha çok tabletlerden, bilgisayarlardan ya da cep telefonlarından içerik izliyoruz. 1995 yılından 2017’ye kadar olan verilere bakınca televizyon izleme oranlarında dünyada bir düşüş söz konusu olduğu görülüyor. Evet, televizyon hala en çok izlenen ekran ama nüfus yenilendikçe düşüş hızı da artıyor. Diğer taraftan farklı mecralardaki izleme oranını henüz hesaplayamıyoruz. 2019 yılı için hedeflerimiz arasında çoklu ekran ölçümleriyle birlikte 5500 haneli bir tabanda veri üretmeye devam etmek de yer alıyor” diyerek konuşmasını bitirdi.Haber: Nilay Tuğçe Bostancı; Fotoğraf: Burak Demirbaş /ÜHA Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

05 ARA 2018

Halkla İlişkiler Sempozyumunda “Kurumsal Sosyal Sorumluluk” ele alındı

Halkla İlişkiler Sempozyumunda “Kurumsal Sosyal Sorumluluk” ele alındıBu yıl ikincisi düzenlenen Halkla İlişkiler Sempozyumu etkinliği, Üsküdar Üniversitesi Güney Yerleşke Fuat Sezgin Konferans salonunda gerçekleşti. Kurumsal sosyal sorumluluk kavramının ele alındığı sempozyumun sunuculuğunu Halkla İlişkiler bölümü öğrencisi Serra Betül Kösoğlu üstlendi.“Halkla İlişkiler algısı değişti”Halkla İlişkiler Sempozyumu etkinliğinin açılış Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör tarafından gerçekleştirildi. Güngör, halkla ilişkilerin geçmişten günümüze gelişimine değinerek halkla ilişkiler algısının değiştiğini ifade etti. Halkla ilişkilerin çok ciddi bir disiplin haline geldiğini belirten Güngör, halkla ilişkilerin arka planının sağlam bilimsel ve bilişsel zemine dayanması gerektiğinin de altını çizdi.“Bilimsel eğitim ile birlikte halkla ilişkiler felsefesi de öğretilmeli” Halkla İlişkiler Sempozyumu etkinliğinin ikinci açılış konuşmasını Halkla İlişkiler Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Uğurlu Akbaş gerçekleştirdi. Kamu ve özel sektörde halkla ilişkiler faaliyetlerine değinen Akbaş, halkla ilişkiler ile ilgili verilen eğitimin bilimsel olmasının yanı sıra halkla ilişkiler felsefesi ile birlikte verilmesi gerektiğini vurguladı.  “Monologdan ziyade diyalog gerçekleştirilmeli”Halkla İlişkiler Sempozyumu etkinliğinin birinci oturum konuşmasını Prof. Dr. Ebru Özgen gerçekleştirdi. Geçmişten günümüze halkla ilişkiler konusunda paylaşımlarda bulunan Özgen, halkla ilişkiler bünyesinde çalışanların birer iletişimci olduğunun altını çizdi. Gerçekleştirilen iletişimlerin iletimden çok iletişim olması gerektiğini vurgulayan Özgen, monologdan ziyade insanlarla diyalog halinde olunması, bunun içinde öncelikle karşımızdakini anlamamız gerektiğini ifade etti.    “Halkla ilişkiler algı yönetimidir”Prof. Dr. Ebru Özgen, halkla İlişkiler kavramının toplum mühendisliği olduğunu, halkla ilişkilerin toplum mühendisliğini pozitif bir şekilde inşa ettiği belirtti. Özgen, halkla ilişkilerin bir algı yönetim şekli olduğunu dile getirerek çarpıcı algı yönetimi ve manipülasyon örneklerinden bahsetti. Özgen, halkla ilişkilerin algı yönetim şekli olmasının yanı sıra halkla ilişkiler ile iyi niyet tasarlanabileceğini de ifade etti.“Bireysel olarak sosyal sorumluluk anlayışına sahip olmalıyız”Prof. Dr. Ebru Özgen, insanı kötülükten ayıracak, mükemmelleştirecek, iyiye hizmet ettirecek yegâne işin sosyal sorumluluk olduğunu ifade etti. Kendi sosyal sorumluluk anlayışının Kant’ın ödev ahlakına dayandığını ifade eden Özgen, sosyal sorumluluğun sadece kurumlardan, devletten beklenilmemesini, insanın bireysel olarak da sosyal sorumluluk anlayışına sahip olması gerektiğinin altını çizdi.“Sosyal sorumluluk, kendi evimizin önünü temizlemek demek değil”Sosyal sorumluluk kavramının sadece kendi evimizin önünü temizlemeden ibaret olmadığını belirten Özgen, kurumsal sosyal sorumluluğunun önce kurum içinde başlaması gerektiğini belirtti. Stratejik sosyal sorumluluk kavramına değinen Özgen, sosyal sorumluluk projeleri yürüten markaların hedefinde satışları artırma, marka farkındalığı oluşturma gibi nedenlerin yattığını belirterek markaların sosyal sorumluluk kampanya örneklerine yer verdi.“Ölçülemeyen iletişimin başarısı bilinemez”Sosyal sorumluluğun kriz sonrası oluşan marka algısını değiştirebilecek etkisinin olduğunu belirten Özgen, bu süreçte araştırma ve analizin çok önemli unsurlar olduğunu ifade etti. Sosyal sorumluluk projelerinde ölçümlemenin önemine değinen Özgen, ölçülemeyen iletişim başarısının bilenemeyeceğine, sosyal sorumluluk projesinin amacına ulaşıp ulaşmadığının anlaşılması için ölçümleme yapılması gerektiğini belirtti.Konuşmasının ardından Prof. Dr. Ebru Özgen’e Üsküdar Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Uğurlu Akbaş tarafından plaket taktim edildi.Wilo’nun sosyal sorumluluk projeleri hakkında bilgi verildiHalkla İlişkiler Sempozyumu etkinliğinin birinci oturumunda ikinci konuşmayı bina teknolojileri, endüstri, su ve atık su yönetimi alanlarında faaliyet gösteren Wilo Pazarlama Koordinatörü Melis Öner gerçekleştirdi. İlk olarak sektöre girişi hakkında bilgi veren Öner, Wilo markası ile ilgili farkındalık yaratmak için gerçekleştirdikleri sosyal sorumluluk projelerine değindi.“Sosyal sorumluluk projeleri ile toplum bilinci yaratıldı”Öner, yürütülen sosyal sorumluluk projeleri kapsamında Wilo’nun marka bilinirliğini artırdığını, küresel düzeyde yer alan bir marka haline geldiğini belirtti. Öner, düzenledikleri fotoğraf yarışmaları, sergiler, su için yürüyoruz projesi gibi birçok sosyal sorumluluk faaliyeti sonrasında suyun önemi ile ilgili toplum bilincinin yaratıldığını ve konunun köşe yazarları tarafından da ele alındığını ifade etti.Wilo Pazarlama Koordinatörü Melis Öner’in konuşması ardından Üsküdar Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Necla Polat tarafından kendisine plaket taktim edildi.Küresel trendler ışığında sosyal sorumluluk kavramı ele alındıHalkla İlişkiler Sempozyumu etkinliğinin ikinci oturumu Arçelik Kurumsal İletişim Uzmanı Yasemin Başçavuşoğlu tarafından gerçekleştirildi. Küresel trendler ışığında kurumsal sosyal sorumluluk kavramına değinen Başçavuşoğlu, küresel trendlerin iş dünyasının dinamiklerini belirlediğini ifade etti. Başçavuşoğlu, Arçelik olarak değişen ve gelişen dijital trendlere uyum sağlamaya çalıştıklarını, teknolojik anlamda her türlü gelişime ve değişime açık olduklarının belirtti.Arçeliğin yürüttüğü sosyal sorumluluk kampanyaları hakkında bilgi verildiYasemin Başçavuşoğlu, Arçelik tarafından düzenlenen toplumsal sosyal sorumluluk kampanyaları hakkında bilgi verdi. Toplumsal cinsiyet ayrımı konusunda bilinç oluşturmak adına “Eşit sözlükle dilini eşitle” projesini anlatan Başçavuşoğlu, dilde bir dönüşüm sağlamak için yola çıkıldığını belirterek projenin şirket içinde çok sahiplenildiğini ifade etti. Başçavuşoğlu, düzenledikleri sosyal sorumluluk projeleri sonrasında gelen ödül ve başarılar hakkında bilgilendirmede bulundu.Arçelik Kurumsal İletişim Uzmanı Yasemin Başçavuşoğlu konuşması ardından merak edilen soruları yanıtladı. Üsküdar Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Uğurlu Akbaş, Yasemin Başçavuşoğlu’na plaket taktim etti.“Tezhip ve minyatür anlatım sanatıdır”Halkla İlişkiler Sempozyumu etkinliğinin ikinci oturumunda son konuşmayı Tezhip ve Minyatür sanatçısı Sabiha Şeker gerçekleştirdi. Tezhip ve minyatür sanatı hakkında bilgi veren Şeker, Tezhip ve minyatürün bir anlatım sanatı olduğunu ifade etti. Tezhip öğretmenliği yapan Şeker, çalışmalarını Şeker Sanat Evi’nde sürdürdüğünü belirtti. Şeker Sanat Evi’nde gerçekleştirilen sosyal sorumluluk projeleri hakkında bilgi verdi. Şeker, otizmli, down sendromlu ve spastik çocuklar ile birlikte yürüttüğü çalışmalara değindi.Etkinliğin son oturumunda Sabriye Şeker merak edilen soruları yanıtladı.Üsküdar Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Necla Polat tarafından Sabriye Şeker’e plaket taktim edildi.Toplu fotoğraf çekimi ardından etkinlik sona erdi.Haber: Meryem ÖzkanFotoğraf: Esra Gül Batal Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

06 ARA 2018

Gazeteci Kemal Öztürk: Dijital devrime direnmek, tsunamiye direnmektir!

Gazeteci Kemal Öztürk: Dijital devrime direnmek, tsunamiye direnmektir! Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya Kulübü tarafından düzenlenen “Dijital Devim ve Gazeteciliğin Geleceği” konulu etkinliğe gazeteci-yazar Kemal Öztürk konuk oldu. Anadolu Ajansı eski Genel Müdürü Kemal Öztürk, günümüzde gazeteciliğin şekil değiştirdiğini, dijital devrime direnmenin tsunamiye direnmekle eşdeğer olduğunu söyledi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Direktörlüğü ile Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya Kulübünün birlikte düzenlediği ve moderatörlüğünü Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın yaptığı söyleşi Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Güney C Blok 202 numaralı derslikte gerçekleştirildi. Gazetecilik hayatını anlatarak konuşmasına başlayan Öztürk, sanayi devrimi ile bugünün devrimi olarak nitelediği dijital devrim arasındaki farkları öğrencilerle paylaştı. Öztürk, dijital devrimin sanayi devrimine göre 100 kat daha hızlı ve etkili olduğunu ifade etti. Öztürk, “Bir zamanlar en büyük şirketler Mercedes, BMW, Coca-Cola gibi şirketlerdi. Şimdi ise Google, Facebook, Apple, Microsoft gibi dijital şirketler en büyük şirketler haline geldi” diyerek dijital devrimin sonuçlarını ortaya koydu. “Dünya’nın en büyük gazetelerini bir gün müzede göreceksiniz” Gazete yayıncılığın matbaadan çok artık dijital mecralara kaydığını dile getiren Öztürk, çok sayıda basılı gazetenin tiraj sayıları ile bu gazetelerin internet sitelerinin tıklanma oranları arasındaki farkları verdiği örneklerle pekiştirdi. Türkiye’de ulusal gazetelerin toplam tirajının üç milyon civarında göründüğünü, ancak bu rakamların yüzde 60’ının şişirme olduğunu ifade eden Kemal Öztürk, oysa sadece Milliyet gazetesinin internet sayfasını altı milyon bireysel kullanıcının ziyaret ettiğini belirtti. “Dünyanın en büyük gazetelerini bir gün müzede göreceksiniz. Bu durum gazeteciliğin bittiği anlamına gelmiyor. Gazetecilik aynen devam ediyor ama artık kağıda değil dijitale kaydı” diyen Öztürk, dijital devrime direnmenin tsunamiye direnmeye benzediğini, Osmanlı zamanında hattatların da matbaanın yaygınlaşmasına karşı direndiklerini ifade etti. “Ülkeler kendi arama motorlarını geliştiriyor”Dijital devrimle beraber yeni bir pazar oluştuğunu da dile getiren Öztürk, günümüzde yeni bir meslek dalı haline gelen Youtuberlığı örnek verdi. İnsanların bir internet sitesinden ciddi izleyici kitlelerine ulaşarak ciddi paralar kazandıklarını ve bunun sektör içindeki ekonomik ilişkileri etkilediğini söyledi. Arama motorlarına da değinen Öztürk, özellikle Rusya ve Çin gibi ülkelerin Google'ın bir güvenlik sorunu oluşturduğunu düşündükleri için kendi arama motorlarını geliştirdiklerini belirtti.“Sıradan olmayın”Konuşmasının sonunda öğrencilere tavsiyelerde bulunan Öztürk, “Hayali olmayanlar başarıya ulaşamazlar, kendinize bir hikâye oluşturun ve peşinden gidin. Bir gün sizin hikâyenizi de benim gibi bir gazeteci bir yerlerde anlatsın. Sıradan olmayın” dedi.Etkinlik plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.Haber-Fotoğraf: Şüheda Damgacı Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

29 KAS 2018

Üsküdar İletişim ‘Dark marketing’ reklamcılığını masaya yatırdı

Üsküdar İletişim ‘Dark marketing’ reklamcılığını masaya yatırdı İletişim alanındaki yasal düzenlemelerin reklam sektöründeki yansımalarından biri olan ‘Dark Marketing’ kavramı Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde mercek altına alındı.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü tarafından düzenlenen ‘Dark Marketing ve Görsel Okuma’ etkinliğinde reklam sektörünün iletişim alanındaki yasal düzenlemelerden nasıl etkilendiği konusu masaya yatırıldı. Etkinliğin konuğu olan grafik tasarım uzmanı Orkun Kızıltay, ‘dark marketing – karanlık pazarlama’ kavramının nasıl ortaya çıktığını görsel örneklerle ve kendi sektör deneyiminden hikayelerle iletişim öğrencilerine anlattı.Dark marketing piyasada öğreniliyorPiyasada öğrendiğim pazarlama yöntemini anlatmaya karar verdim diyen Kızıltay, okullarda bu konu üzerinde hiç durulmuyor hatta hiç öğretilmiyor diyerek sektör ile eğitim kurumları arasındaki bağlantısızlığı vurguladı. Kızıltay, Üsküdar Üniversitesi’nin bu yönüyle söz konusu etkinlik ile örnek bir adım attığını ifade etti.Dark marketing ajansta çalışırken hadi yapalım dediğiniz bir şey değil, sadece başkalarına anlatırken söylüyorsunuz diyen Kızıltay, bu pazarlama dilinin birileri tarafından öğretilen bir yöntem olmaktan daha çok, reklam sektörü çalışanlarının karşılaştıkları engelleri aşmak için bireysel yaratıcılıklarını devreye sokarak öğrendikleri bir yöntem olduğunu belirtti. Dark marketing ile tanışma hikayesini anlatan Kızıltay sözlerine şöyle devam etti: İlk işimde bir proje için görseller hazırladım fakat bana hazırladığım görseller hakkında ‘o logoyu koyamazsın, yasak’ denildi. İşte o zaman karanlık pazarlamayla tanıştığımı anlamış oldum. Reklamcılıkta buna iletişim regülasyonları, yani iletişim düzenlemeleri diyoruz. İletişim yasağı gelen markalar tekrar konum almak zorunda çünkü ürünlerini ancak böyle satabiliyorlar.Dark marketing grafik tasarımcılar için bir fırsatİletişim düzenlemeleri nedeniyle yeni bir reklam diline ihtiyaç duyan markaların reklamcılardan çağrışım yoluyla müşteride marka algısı oluşturacak yaratıcı grafik tasarımlar beklediğini söyleyen Kızıltay, bu noktada reklamcılar ile grafik tasarımcıların birlikte çalışmaya mecbur olduklarını belirtti. Kızıltay, bu yönüyle iletişim düzenlemelerinin reklamcılık sektörüne getirdiği sınırlamaların dolaylı olarak grafik tasarımcılar için önemli bir çalışma sahası açtığını vurguladı. Markaların ihtiyaç duyduğu görsel okumanın ancak iyi grafik tasarımcılar tarafından müşteriye ulaştırılabileceğinin altını çizen Kızıltay, tasarım öğrencilerinin bu nedenle teknik becerilerinin yanı sıra yaratıcılıklarını da geliştirmeleri gerektiğini belirtti.Kendi tasarımlarından örnekleri de öğrencilerle paylaşan Kızıltay, ‘Markanın değerleri, grafik stilleri, şekilsel anlatımı ve fotoğraf dili gibi biz grafikçilerin kullandığı özellikler vardır; markaların sahiplendiği tüm bu değerlerin görsel ifadeleri, başarılı grafik tasarımcılar tarafından marka adı doğrudan kullanılmadan müşteriye ulaşmayı sağlar’ dedi.Etkinlik, plaket sunumu ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

28 KAS 2018

RATEM ve Üsküdar Üniversitesi, Fikir Yarışmasında bir araya geldi

RATEM ve Üsküdar Üniversitesi, Fikir Yarışmasında bir araya geldiÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği (RATEM)'in düzenlediği “Aklıma Bir Fikir Geldi Üniversiteler Arası Fikir Yarışması” kapsamında öğrencilerin projelerinin yer aldığı sergi açılışı yapıldı.Açılışı RATEM Başkanı Yusuf Gürsoy, Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Temsilcisi Hakan Evrim Tütüncü,  Sanatçı Özgün Uğurlu, Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan ve İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör yaptı. Projeler İletişim Fakültesi lobi alanında sergilendi.Sergi açılışının ardından "Radyo Televizyon Yayıncılığı ve Telif " konulu konferans İletişim Fakültesi Fuat Sezgin Konferans Salonunda gerçekleştirildi.Konferansın açılış konuşmasını İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör yaptı. Güngör konuşmasında RATEM'in önemine değindi. “Bizler sizlerin geleceğini planlamak zorundayız” diyen Güngör, yarışma vesilesiyle genç beyinlerin projelerine destek oldukları için RATEM ailesine teşekkürlerini sundu.Sonrasında konferansın moderatörlüğünü üstlenen Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan genel bir giriş konuşması yaptı.Programın devamında RATEM Başkanı Yusuf Gürsoy Ratem hakkında genel bilgi verdi.“Dünyada refahın gelişiminde üretmek vardır”Gürsoy, düzenledikleri “Aklıma Bir Fikir Geldi Üniversiteler Arası Fikir Yarışması’nın detaylarını dinleyicilerle paylaştı ve projenin öneminden bahsetti. Projenin hem genç öğrencilere girişim desteği sağladığını hem de kendilerini deneme şansı verdiğini dile getirdi. “Dünyada refahın gelişiminde üretmek vardır. Fikir her şeyden üstündür” dedi.Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Temsilcisi Hakan Evrim Tütüncü ise Telif Hakları konusunda bir konuşma gerçekleştirdi.Telif hakkı nedir, hangi alanlarda telif hakkı vardır, kimler telif hakkına sahiptir gibi soruların cevaplarını verdi.“Devlet sanatı ve sanatçıyı korur”Tütüncü, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından telif hakları kapsamında sanata ve sanatçıya büyük önem verildiğini ve Bakanlığın “Devlet sanatı ve sanatçıyı korur”  ilkesine göre hareket ettiğini söyledi.Tütüncü aynı zamanda bandrol uygulaması, eser sahibi hakları ve telif sürelerine de değindi.Sanatçı Özgün Uğurlu ise kendi meslek hayatından söz ederek üye olduğu meslek birliklerine değindi. Uğurlu, meslek hayatında türlü telif hakları sorunlarıyla karşılaştığını da dile getirdi.Programın devamında Prof. Dr. Süleyman İrvan İletişim Fakültesini temsilen "Telif Hakları ve Gazetecilik" konulu bir sunum gerçekleştirdi.İrvan, sunumunda internet gazeteciliğinde çok sık karşılaşılan ve meslek sorunu haline gelen haber hırsızlığı konusuna değindi. Geçmişten günümüze haber hırsızlığı sonucunda gazetelerin ve ajansların uyguladığı cezai yaptırımlarından da bahsetti.Sonrasında dinleyicilerin soruları konuklar tarafından cevaplandı.Etkinlik toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

23 KAS 2018

Üsküdar İletişim, sektörü derse taşıdı

Üsküdar İletişim, sektörü derse taşıdıÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümünün Dijital Pazarlama dersi kapsamında Öğr. Gör. Yasemin Kızıldoğan tarafından düzenlenen dijital pazarlama konulu etkinliğe Mopp Media’dan Ufuk Cebeci ve pazarlama iletişimi uzmanı Burhanettin Mirzooğlu konuk oldu. İletişim Fakültesi öğrencilerinin sektörün işleyişi hakkında ilk elden bilgi sahibi olmasını amaçlayan ‘dijital pazarlama’ konulu etkinlik sektörden önemli isimlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Markalar yaratıcı çözümlere ihtiyaç duyuyorMoop Media’dan Ufuk Cebeci, başarılı dijital kampanyaların fikir geliştirme aşamasından uygulama sürecine kadar nasıl geliştirildiğini uygulamalı örnekler eşliğinde öğrencilerle paylaştı. Cebeci, “Farklı sektörlerde büyük firmalara hizmet veriyoruz ve artık markalar bir şekilde hem prodüksiyon hem dijital pazarlama hem de yaratıcı çözümlemelere ihtiyaç duyuyorlar. Çünkü artık ne yaratıcılık ne de dijital pazarlama tek başına yeterli” dedi. Cebeci, her zaman “Farklı ne yapabiliriz?” sorusunu sorduklarını belirtti. Başarının sırrı, değişimin gerisinde kalmamakPazarlama iletişimi uzmanı Burhanettin Mirzooğlu ise internetin ilk günlerinden günümüze kadar gelen süreçte şirketlerin pazarda tutunma stratejilerinden ve kullanıcı deneyimlerinden bahsetti. Pazarlamada başarının sırrının değişimin gerisinde kalmamak olduğunu belirten Mirzooğlu, iyi bir iletişimcinin yalnızca günümüz trendlerini değil, yarının eğilimlerini de öngörmek zorunda olduğunu ifade etti. Mirzooğlu, “2009 senesinde hocalarımız mobil kullanım masaüstünü geçecek derlerdi ve inanmazdık, ancak günümüzde mobil kullanım gerçekten de masaüstünü geçti” dedi. Mevcut durumda dijital sektörün en önemli markaları haline gelen Google, Facebook ve Twitter örneklerinin nasıl başarılı olduklarını anlatan Mirzooğlu, markaların dijitalde tutunabilmek için kendi platformlarını kullanıcıya ücretsiz olarak sunmaları gerektiğini anlattı. Mirzooğlu, “Dijital markalar ticari beklentilerini son kullanıcıyı ücretlendirmekten çok son kullanıcıya reklamlar aracılığıyla ulaşmaya çalışan diğer firmaların reklam giderlerine dayandırmalı” dedi.   Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

21 KAS 2018

Jak Şalom: “Roman okumayandan romancı, film izlemeyenden sinemacı olmaz”

Jak Şalom: “Roman okumayandan romancı, film izlemeyenden sinemacı olmaz”Üsküdar Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünün düzenlediği  "Sinematek Söyleşisi " İletişim Fakültesi Fuat Sezgin Konferans Salonunda gerçekleştirildi.Programın konuğu Türk Sinematek Derneği'ne ilk kayıt olmuş 1 numaralı üye kimlik kartına sahip olan ve 1966-1972 yılları arasında Türk Sinematek Derneği'nde, 1972-1977 yılları arasında Fransız Sinematek'inde profesyonel olarak çalışan Jak Şalom'du.  Üsküdar Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. İsmail Arda Odabaşı'nın moderatörlüğünü yaptığı etkinlikte 1965 yılında kurulan ve günümüzde tekrar hayat bulan Sinematek Derneği'nin çalışmaları, etkinlikleri ve projeleri konuşuldu. Aynı zamanda Jak Şalom geçmişten günümüze sinema kültürü ve film koleksiyonculuğu hakkında da dinleyicilere bilgiler verdi.Sinematek'in ne olduğuna değinen Şalom, Sinematek'i bir müze gibi görmemiz gerektiğini, bir resim müzesi, bir heykel müzesi neyse Sinematek'in de öyle olduğunu söyledi. Sinematek’in kelime anlamının “Sinema Evi” olduğunu da ekledi.“Ticari yönü değil, sanat yönü ağır basan bir sinemayı savunuyor”Sinematek Derneği'nin amacından bahseden Şalom, günümüzde sinemaların ticari amaçla çalıştığını ve artık eski sanat kaygısını çok fazla gütmediklerini söyledi. Sinematek Derneği'nin ise sinemanın ticari değil, sanat yönünün ağır bastığı bir sinemayı savunduğunu söyledi.“Roman okumayandan romancı, film izlemeyenden sinemacı olmaz”Her işin belli bir ustalık ve birikim gerektirdiğini söyleyen Şalom, “Nasıl ki hayatında hiç roman okumamış bir insandan romancı olmazsa film izlemeyenden de sinemacı olmaz. Zengin seyir deneyimi size birikim sağlar” dedi.“Sinematek'ler birer koleksiyon evidir”Sinematek'lerin birikimler sonucunda ortaya çıktığını söyleyen Şalom, içeriklerinde sadece filmlerin değil, film arşivleri, film fotoğrafları, filmlerle ilgili giysiler, senaryolar gibi sembolik örneklerin de olduğunu ifade etti.  Bunların hepsinin uzun sürelerde bir araya getirildiğini ve muhafaza edildiğini de ekledi.“Filmden haz almak istiyorsanız filmi sinemada izleyin”Eskiden film izlemenin ustalık gerektiren bir tekniği olduğunu söyleyen Şalom, günümüzde bu tekniklerin git gide kaybolduğunu, film izlemek için artık sinemaya gitmek yerine herkesin cep telefonundan film izlediğini ve sonunda bir haz alınmadığını dile getirdi. Sözlerinin devamında somut örneklere yer veren Şalom “Mona Lisa'dan haz almak istiyorsanız, onu gidip Fransa'da yerinde görmeniz lazım telefon ekranından fotoğrafını görerek haz alamazsınız. Aynı şekilde filmden haz almak istiyorsanız filmi sinemada izlemeniz lazım” şeklinde konuştu.Günümüz Sinematek Derneği'nin yeniden kurulması konusuna değinen Şalom yapımı devam eden bina ve planlanan çalışmalar hakkında bilgi verdi.“Sinemacıların bu yapıya sahip çıkmasını istiyoruz”Sinemanın sahip çıkılması gereken bir kültür mirası olduğunu söyleyen Şalom, yapımı devam eden binanın herkese ve her faaliyete açık olduğunu dile getirdi. Özellikle sinemacıların bu yapıya sahip çıkmasını ve bu yapının gelecek kuşaklara da aktarılmasını istedi.Program, plaket takdiminin ardından sona erdi. Haber-Fotoğraf: Şüheda Damgacı Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA) 

21 KAS 2018

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Seminerleri’nin ikincisi düzenlendi

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Seminerleri’nin ikincisi düzenlendiİletişim Fakültesi akademisyenlerinin araştırma alanlarındaki çalışmalarını paylaştığı fakülte seminerlerinin ikincisi yapıldı. İletişim Fakültesi Fuat Sezgin Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinlikte Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dinçer Atlı “Neuromarketing” (Nöropazarlama) konulu sunumunu gerçekleştirdi. Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü Araştırma Görevlisi Nihan Barlas ise “Televizyon Reklamlarında Uygulanan Reklam Çeşitleri ve Hedef Kitle İle İlişkisi” konulu çalışmasını katılımcılarla paylaştı.İkincisi gerçekleştirilen İletişim Fakültesi Seminerleri’nin ilk oturumunda Doç. Dr. Dinçer Atlı “Nöropazarlama” alanı hakkındaki bilgilerini dinleyicilere aktardı. Atlı, “Nörobilim ve pazarlama çalışmalarının birleşmesinden doğan bir isim olan Nöropazarlama kavramı, Türkiye’de reklamcılık alanında ve sınırlı sayıdaki çeşitli şirketlerin ilgisini çekmiş henüz başlangıç seviyesinde olan alternatif, destekleyici ve tamamlayıcı bir araştırma yöntemi olarak karşımıza çıkıyor” dedi.Atlı konuşmasını; “Reklamlara ek olarak logo, afiş çalışmaları gibi alanlarda da kullanılan nöropazarlama araçları, insanın karar verme aşamasındaki reflekslerini, beyin dalgalarını ve aktivitelerini inceleyen pek çok ileri teknoloji ürünü cihazdan faydalanmaktadır. Nöropazarlama araçları klasik araştırma yöntemlerine ek olarak Eye Tracking gibi göz bebeklerinin hareketlerini analiz eden, EEG gibi beyindeki elektrik aktivitelerinin nereye odaklandığını gösteren, pahalı ve çok büyük boyutlardaki FMRI cihazı gibi beyindeki oksijen seviyesini ölçen makineler ile klasik araştırma yöntemlerine ek olarak kullanılan geniş bir çalışma alanına sahiptir. Bütün bunlar kişinin tercihlerini ve yönelimlerini ölçmektedir” sözleriyle sürdürdü.  Doç. Dr. Dinçer Atlı ayrıca gelecek yılların en önemli konuların başında nörobilimin geleceğini ve hakkında çok az bilgiye sahip olduğumuz beyin hakkında dünyada çeşitli ülkelerde hızla yatırımlar yapıldığını, Türkiye’nin de bu fırsatı kaçırmaması gerektiğini vurguladı.Reklamın hedef kitlesi: KadınDoç. Dr. Dinçer Atlı’nın konuşmasının ardından Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü Araştırma Görevlisi Nihan Barlas Türkiye’de gündüz kuşağında yer alan reklamların içerik analizini yaptığı çalışmasını ve ulaştığı sonuçları konuklar ile paylaştı. Barlas konuşmasında; “Gündüz kuşağında izleyiciyle buluşturulan “Müge Anlı ile Tatlı Sert” programının aralarında yayınlanan reklamları Kasım 2015 ile Ocak 2016 tarihleri arasında inceledim. Toplam 4 bin 563 reklamı analiz ettim. Amacım televizyon programlarında uygulanan reklam çeşitlerinin hedef kitle ile olan ilişkisini ortaya çıkarmaktı” dedi. Araştırmasının sonuçlarını grafikler eşliğinde aktaran Barlas;  “Çalışmamın sonucunda incelediğim reklamların hedef kitle olarak kadınları seçtiği sonucuna ulaştım. Reklamlarda tanıtılan ürünleri 13 grup altında topladım. Hem Kasım hem de Aralık ayında en fazla gösterilen reklam içeriği ‘yiyecek’ kategorisinde toplayabileceğimiz ürünlerden olmuştur ” dedi.Araştırma Görevlisi Nihan Barlas ayrıca 2014 TÜİK verilerini de katılımcılara aktardı. Barlas, “Verilere göre, iş gücüne katılım oranları en düşük kesim olan ev kadınları günde ortalama 2.5 saatini televizyon karşısında geçiriyor. Bu nedenle de reklamların hedef kitlesi haline geliyorlar” dedi.  Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

01 KAS 2018

“Yapay zekâ, işe ruh katamaz”

“Yapay zekâ, işe ruh katamaz”Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin düzenlediği Marka Atölyesi etkinliği Güney Yerleşkede gerçekleştildi. Programın konuğu Neslihan Muradoğlu oldu. Muradoğlu, İletişim Fakültesi öğrencilerine “İletişim kocaman bir dünya, sizin alanınız ne olacak? konulu bir sunum gerçekleştirdi.Son iki senedir kariyer üzerine çalışmakta olduğunu belirten Muradoğlu “Kariyer deme bana adlı kitabım 2019'da raflarda olacak. Bu kitap tam sizlere yönelik bir kitap. Benim kurumsal hayatımı anlatan, teoriden uzak, pratik tabanlı bir kitap ve sizlere katkı sağlayacağını düşünüyorum” dedi.“Dijital medya iletişimcilerin önünü kolay kolay kesemez”Dijital öyle bir noktaya gelecek ki insan gerektiren işlerin sayısı yüzde otuz azalacak diyen Muradoğlu “Fakat yapay zekâ, işe ruh katamaz bu sebepten dolayı iletişimcilerin meslek hayatındaki avantajı çok yüksek. Dijital medya iletişimcilerin önünü kolay kolay kesemez” şeklinde konuştu.“İletişimi en iyi boyutta sağlayacaksınız”Neslihan Muradoğlu şunlar söyledi: Arkadaşlar ister firma, ister ajans, ister müşteriye yakın ya da uzak çalışın her halükarda insanlarla iletişiminiz olacak. Bir gün aynı gün içerisinde dört farklı iş yapacaksınız ve bunu iletişimci olarak en iyi şekilde yönetmelisiniz. İnsanlarla en iyi şekilde koordine olmalısınız. Yapacağınız her iş farklı gibi gözükse de bir biri ile bağlantılı ve iç içe olacak tüm bunların ayarlamasını siz yapacaksınız. İnsanı yapay zekâdan ayıran bu, işe ruh katacak, iletişimi en iyi boyutta sağlayacaksınız.“İletişimci olarak bir şey koyamıyorsanız bu bir kayıptır”Gençlerden gelen maillerin ortak konusunun öz geçmişimizi nasıl yazalım sorusu olduğunun altını çizen Muradoğlu “Bunun cevabını zaten internet veriyor, ayrıca buna iletişimci olarak bir şey koyamıyorsanız bu bir kayıptır. İletişimci olarak sizlerin çok iyi Türkçe yanı sıra çok iyi İngilizce bilmeniz gerekmektedir. Akıllı, hızlı ve güler yüzlü olunması iletişimciler için önemli konular” diye belirtti.“İletişiminizi en iyi şekilde kullanmanız gerekiyor”İş hayatından bahseden Muradoğlu, “Herkes aynı enerjide olmak zorunda değil, fakat benim enerjimi düşüremezsin bu yüzden herkesin çalıştığı yerde güler yüzlü olması çok önemli. İletişim okuyorsunuz ve çalıştığınız ajansta, kanalda aslında her yerde, çalışanların hepsi ile iletişiminize dikkat etmeniz ve en iyi şekilde kullanmanız gerekmektedir” ifadelerini kullandı.“Kaygılanmayın ve kalıpların dışına çıkın”CV’ler üzerinde duran Muradoğlu, “İçerisinde hedeflere yönelik yapılan, işe yönelik giriş cümlesine ihtiyacım var. Öncelikle duygunuzu o CV'de görmem gerekiyor. Kaygılanmamanız gerekiyor, kalıpların dışında samimi düzgün bir şeyler çıkartın. Farklı olun fakat farklı olurken kendiniz olun ve samimi olun en önemlisi kariyerinize odaklanın” diyerek öğrencileri uyardı.Toplu fotoğraf çekiminin ardından program sona erdi. Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA) 

31 EKI 2018

Üsküdar İletişim, Yemekneredeyenir.com’un kurucusu İlker Kulaksız’ı misafir etti

Üsküdar İletişim, Yemekneredeyenir.com’un kurucusu İlker Kulaksız’ı misafir etti  Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü’nde verilen Dijital Pazarlama dersi kapsamında Öğr. Gör. Yasemin Kızıldoğan tarafından düzenlenen etkinliğe yemekneredeyenir.com’un kurucusu İlker Kulaksız konuk oldu. İlker Kulaksız, öğrencilere sektörle ilgili önemli bilgiler verdi. Dijitalleşmenin insan hayatında artık her alanda var olduğunu belirten Kulaksız, sohbet havasında geçen konuşmasının ardından öğrencilerin sorularını da yanıtladı.Yanlış paylaşımlardan doğan hataları telafi etmek zor!   Sosyal medya kavramı, kullanımı ve gücü hakkında öğrencileri bilgilendiren İlker Kulaksız, sosyal medyanın önemiyle ilgili keyifli bir sohbet gerçekleştirdi. Sosyal medyanın günümüzde çok önemli olduğunu belirten İlker Kulaksız, sosyal medyanın gücüne değinerek öğrencilerle deneyimlerini paylaştı. Sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlarda çok dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Kulaksız; “Sektörde yanlış paylaşımlardan doğan hataları telafi etmek çok zordur. Yapılan hataların ardından süreç, mahkemeye kadar gidebilir” diyerek öğrencileri sosyal medya kullanımı hakkında uyardı. Yemekneredeyenir.com olarak sosyal medyadaki varlıkları ile ilgili olarak ise; “Biz başlangıçta Instagram’ı sadece pazarlama (marketing)  için kullanmıştık. Daha sonra iyi bir planlama yaptık ve bu süreci başarılı bir şekilde yürüttük. Atılan doğru adımlar sayesinde büyüdük ve bugünlere geldik. Ancak biz bile bu kadar büyüyebileceğimizi tahmin etmemiştik” dedi.“Doğru görsel için çağa ayak uydurmak gerekiyor”Sosyal medyada kullanılan görsellerin önemine de değinen Kulaksız; “Sosyal medyada dikkat edilmesi gereken kurallar vardır. Paylaşılan görseller dikkat çekici olmalıdır. Bu noktada doğru görseli yakalayabilmek için çağa ayak uydurmak çok önemlidir” dedi. Yemekneredeyenir.com’un sosyal medya paylaşımlarıyla ilgili olarak istatiksel bilgiler de paylaşan Kulaksız; “Her bir görselimiz 500 bin ile 1 milyon arası görüntüleniyor. Takipçilerimizin yüzde 68’ini kadınlar oluşturuyor. Takipçilerimizin yüzde 90’ı İstanbul’da yaşayan bireylerken, yüzde 10’u ise diğer illerden” dedi.“Hedef kitleyi bulmanız gerekiyor”Sosyal medyanın doğru kullanımı için hedef kitleyi belirlemenin önemini vurgulayan İlker Kulaksız; “Hedef kitleyi bulmanız çok önemlidir.  Kime hitap ettiğinizi bilmeniz gerekiyor. Sürekli yanı başımızda olan bir dijitalleşme sürecinin içerisindeyiz” diyerek hedef kitleyi doğru belirleme ve başarı ilişkisinin altını çizdi. Son olarak öğrencilerin sorularını yanıtlayan İlker Kulaksız, “Mail Marketing kavramının gücüne inanıyor musunuz? Yoksa Mail Marketing bitti mi?” şeklinde yöneltilen soruya; “maillerinizi aktif bir şekilde kullanıyorsanız bitmemiştir” cevabını verdi. Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

25 EKI 2018

“İnternet Gazeteciliğinde İmkanlar ve Sorunlar” konuşuldu

“İnternet Gazeteciliğinde İmkanlar ve Sorunlar” konuşulduYeni Medya ve Gazetecilik Bölümü tarafından Prof. Dr. Süleyman İrvan moderatörlüğünde "İnternet Gazeteciliği: İmkanlar ve Sorunlar" paneli, Üsküdar Üniversitesi Güney Yerleşkesi Fuat Sezgin Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Etkinliğe konuşmacı olarak, Uluslararası İnternet Gazeteciliği ve İnternet Gazetecileri Derneği (UİGAD) Genel Başkanı İzzet Aydın, UİGAD Genel Başkan Vekili ve Kent Meydanı Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Yasemin Yıldırım, İhlas Haber Ajansı'ndan Cenk İşver ve Yenisöz Gazetesi Haber Müdürü Fırat İpek katıldı.“Sosyal medyada kamuoyu oluşturup, iktidar sahiplerine ulaşabilirsiniz”İnternet gazeteciliğine giriş aşamasından bahseden Fırat İpek, “İnternet gazeteciliği de olsa dergi de olsa bir firmanın yazı işleri müdürlüğünü de yapsanız gazeteci kimliğinizi bozmamanız gerekir. Çünkü yeni medyanın, sosyal medya üzerinden bütün kitleleri tek bir platformda buluşturma hedefi vardır. Bugün geldiğimiz noktada bu hedef kısmen yerini buldu ama çoğu dönemde yerini bulmadı” dedi.Sosyal medyanın gücüne örnek olarak Arap Baharı ve 15 Temmuz’u veren İpek, bu dönemlerde sosyal medya üzerinden bir kamuoyu oluşturulduğunu, halkın bu sayede bu olaylardan haberdar olup sokağa çıktığını söyledi. Vatandaşların sosyal medya üzerinden gerek siyasi gerek ekonomik veya toplumsal problemler hakkında etkileşim oluşturabileceklerini ve bu etkileşim sayesinde iktidar sahiplerine de ulaşabileceklerini ekledi.  “İlk haberi ben yapacağım diye kitleleri ve toplumları yalan haberlerle kandıramazsınız”Sosyal medya içerisinde oluşan gayri etik durumları ve sarfedilen argo uslübu da eleştiren, bu durumları düzeltebilecek yegane kişilerin Yeni Medya ve Gazetecilik öğrencileri olduğunu ve bölümün kurulma amaçlarının birçok nedene dayanabileceğini söyleyen İpek, öncelikle kendimizden ve etrafımızdan başlayıp daha sonra tüm topluma sirayet edecek şekilde kullanılan bu argo kelimelerin önüne geçilmesi gerektiğini vurguladı. Konuşmasını son olarak, “İlk haberi ben yapacağım diye kitleleri ve toplumları yalan haberlerle kandıramazsınız” diyerek bitirdi.“İlk olarak heberciliğin neresinde olmak istediğinize karar verin”İhlas Haber Ajansı’ndan Cenk İşler, bu mesleğin zorluklarından bahsetti. İlk aşamada haberciliğin neresinde olmak istediğimizin kararını vermemiz gerektiğini söyleyen İşler, habercilikte inanılmaz bir bilgi kirliliğinin olduğunu ve bu konuda dikkatli olmamız gerektiğini vurguladı.“İstismara uğrayan çocuğun değil, zanlının fotoğrafı çekilmeli”Kanlı ve parçalanmış uzuv görüntülerinin paylaşılmasının habercilik açısından etik olmadığının altını çizen İşler, kontrolsüz haberin bu noktada ortaya çıktığını belirtti. Özellikle çocuk haberlerinde çok dikkatli davrandığını, istismara uğrayan çocuğun değil, zanlının fotoğrafının çekilmesi gerektiğini belirtti ve “Bu meslek diğer mesleklere göre çok farklı, içerisine girince bırakamıyorsunuz ve ben mesleğimi çok seviyorum” diyerek öğrencilere bu noktada fikir verdi.“Gazete dağıtımında öğrencileri tercih ediyoruz”Kent Meydanı Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Yasemin Yıldırım, yerel medyanın ne olduğundan, öneminden, nasıl çıkarıldığından ve nelere dikkat edilmesi gerektiğinden bahsetti. Bir bayan olarak ulusal medyada çalışmanın zorluğunu yaşadığını söyleyen Yıldırım, işini çok severek yaptığını da ekledi.Gazete dağıtımı için öğrencileri tercih ettiklerini ve onlara adım adım gazeteciliği sevdirdiklerini söyleyen Yıldırım, ayrıca gazete çıkarılırken en önemli unsur olan matbaayı da  önceden tanımamız gerektiğini vurguladı ve iyi bir gazetecinin özgür, eleştirel, hayal gücü kuvvetli, meraklı, insaflı ve dürüst olması gerektiğine değindi.“Yerel gazetecilerin ve internet gazetecilerinin de bir konumu olmalı” Uluslararası İnternet Gazeteciliği ve İnternet Gazetecileri Derneği (UİGAD) Genel Başkanı İzzet Aydın, kurulan bu derneğin amaçlarından bahsetti. Derneğin kadrosunda avukat, sosyolog ve psikolog arkadaşların da olmasını hedeflediklerini söyleyen Aydın, yerel gazetecilerin ve internet gazetecilerinin de bir konuma sahip olmaları gerektiğine ve bununla ilgili bir basın kartı çalışmalarının olduğuna değindi.Katılımcılara derneğe üye olabileceklerini ve bu alanda gerek iş gerekse deneyim konusunda yardımcı olabileceklerini söyledi.Programın sonunda plaket taktimi yapıldı ve toplu fotoğraf çekildi.Haber: Rubaşa ErginFotoğraf: Esra Gül Batal Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

24 EKI 2018

İletişim Fakültesi seminerleri başladı

İletişim Fakültesi seminerleri başladıÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi akademisyenlerinin araştırma alanlarındaki çalışmalarını birbirleriyle paylaştığı fakülte seminerleri başladı. İlk oturumda Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan kamuoyu araştırmalarını irdeleyen bir sunum gerçekleştirildi. Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Araştırma Görevlisi Denizcan Kabaş da televizyon dizilerinde militarist söylem konulu bir sunum yaptı.“Kamuoyu araştırmalarının haberleştirilmesinde sorunlar var”Yeni eğitim yılının ilk akademik sunuşunu yapan İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, 24 Haziran genel seçimleri öncesinde yapılan kamuoyu araştırmalarının haber sitelerinde haberleştirilmesine ilişkin yaptığı çalışmayı aktardı.Seçim dönemlerinde seçmen tercihlerini tahmin etmek üzere yapılan kamuoyu araştırmalarının her zaman tartışma ve eleştiri konusu olduğunu ifade eden İrvan, bütün eleştirilere karşın demokrasinin sağlıklı işleyişi açısından kamuoyu araştırmalarının bir gereklilik olduğunu belirtti.24 Haziran seçimlerini tahmine yönelik araştırmaların haberleştirilmesindeki sorunlara da değinen İrvan şu değerlendirmeleri yaptı: “Araştırma şirketlerinin büyük çoğunluğunun açıkladıkları sonuçları sağlıklı biçimde değerlendirebileceğimiz temel bilgiler eksik. Anketleri kimlerin, hangi partilerin finanse ettiği bilinmiyor. Örneklem belirleme yöntemi verilmemekte. Anketlere katılım oranı konusunda bilgi sahibi değiliz.Anketleri uygulama yöntemi çoğu araştırmada belirsiz. Hata paylarına ilişkin bilgiler yayımlanan araştırmaların yarısında verilmemiş durumda. Anket sorularına ilişkin sağlıklı değerlendirme yapabilme olanağından uzağız. Kararsızlara ilişkin bilgiler eksik ve kararsızların nasıl, hangi yöntemle dağıtıldığı belli değil.”   “Siyasi ve askeri dinamikler televizyon dizilerine de yansıyor’’Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın ardından, Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Araştırma Görevlisi Denizcan Kabaş, Selma Koç Akgül ve Betül Pazarbaşı editörlüğündeki “Küresel Ağlar Odağında Kültür, Kimlik ve Mekân Tartışmaları” adlı kitapta yayımlanan “TV Dizilerinde Militarist Söylemler” başlıklı çalışmasını sundu. ‘Söz’, ‘İsimsizler’ ve ‘Savaşçı’ dizilerini eleştirel söylem analizi çerçevesinde inceleyen Kabaş, bu çalışmada edindiği bulguları video gösterimleri aracılığıyla aktardı.Gerçekliğin yeniden üretimi, izleyicinin dizilerdeki karakterlerle özdeşleşmesi ve farklı tarihsel-toplumsal olayların ilgili anlatılarda çözüme kavuşturulması konularına da değinen Arş. Gör. Denizcan Kabaş, televizyon dizi yapımlarının teknik özelliklerinin de bu konularda etkili olduğunu vurguladı. Sunumunda söz konusu dizilerin olay örgüsü ve karakter gelişimlerinin ortak temalar ekseninde şekillendiğinin altını çizen Kabaş: “Her ne kadar üç dizide farklı anlatı ve olaylar ele alınsa da, temel şablonlar üzerinden işleyen bir yapıyla karşılaşmaktayız.Bu yapı da aslında her türden televizyon dizisinin izleyiciyle yakın bir ilişki kurabilmesini sağlayan belli formüllere dayanmaktadır.İzleyicinin hikâyenin içine çekilmesini ve karakterleri kolayca benimsemesini sağlayan bu formüller, bir anlamda da gerçekliğin yeniden üretilmesinin temel kaynağını oluşturmaktadır. Tüm bu süreçlerin somut olarak ele alınabileceği alanların başında da izleyicilerin kendi aralarında çeşitli tartışmalar yürüttüğü sosyal medya platformları gelmektedir.Buradaki tartışmalarda dizi sahneleri ve karakterlerinin gerçekmiş gibi benimsendiği, izleyicilerin ideoloji, beklenti ve tepkilerini birbirlerine yönelttiği görülebilmektedir. Televizyon dizilerinin de bu tartışma ortamlarından beslenerek, hem izlenilirliğini arttırdığı hem de izleyici beklentilerini karşılayan yeni hikâye örgüleri oluşturarak devamlılığını sağladığı söylenebilmektedir” dedi. Arş. Gör. Denizcan Kabaş sunumunun sonunda, sosyal medya platformlarındaki çeşitli tartışmaları çalışmasında edindiği bulgular çerçevesinde değerlendirdi. Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

23 EKI 2018

Haber atölyesi ilk dersle başladı

Haber atölyesi ilk dersle başladıÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü tarafından düzenlenen haber atölyesi “haber ve haber değerleri” konulu ilk dersle başladı.Eğiticiliğini Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın yaptığı, bölüm araştırma görevlileri Atila Erdemir ile Selin Maden’in koordine ettiği haber atölyesinin ilk dersinde haber kavramı ve haber değerleri üzerinde duruldu.Haberin değeri ne?Prof. Dr. Süleyman İrvan, haberin toplumu ilgilendiren güncel olaylara ve gelişmelere ilişkin, özgün bir tarzı olan yazı türü olarak tanımlandığını ve bir yazıya haber denilebilmesi için güncel olması, toplumu ilgilendirmesi ve olgusal bir dille yazılmış olması gerektiğini söyledi. Haber değerleri hakkında da bilgi veren İrvan, “Çevremizde meydana gelen her olay haber haline gelmez. Bir konu ya da olayın haber haline gelebilmesi için bazı niteliklere sahip olması gerekir. Biz bu niteliklere haber değeri adını veriyoruz” diyerek önemli haber değerlerini şöyle sıraladı: güncellik, etki, olumsuzluk, çatışma, yakınlık, olağandışılık, önemli kişi, yenilik, başarı, ilginçlik ve mucize.Prof. Dr. İrvan, haber atölyesine katılan öğrencilere, “Haber Üsküdar gazetesinde yayımlanabilecek nitelikte haberler üretmenizi bekliyoruz. Haber atölyesine haber fikirleriyle gelin, birlikte tartışalım” dedi ve bir sonraki hafta haber yazma teknikleri hakkında bilgi vereceğini söyledi.Gazetecilik merak, araştırma ve kararlılık isterProf. Dr. Süleyman İrvan, amaçlarının gazeteci olmayı hedefleyen öğrencileri teşvik etmek olduğunu söyledi. “Gazetecilik merak, araştırma ve kararlılık ister. Etrafında olup biteni görmeyen bir kişi istese de iyi gazetecilik yapamaz. Haber kokusu alabilmesi gerekir, ancak merak tek başına yeterli değildir. İyi bir gazeteci aynı zamanda iyi bir araştırmacıdır. Yılmadan, kolayca vazgeçmeden araştırması, haberini tam ve doğru olarak aktarabilmesi için ısrarcı olması gerekir” diyen İrvan, haber atölyesinin başarısını öğreniclerin kararlılığının belirleyeceğini belirtti. Röportaj ve haber fotoğrafçılığı dersleri de verilecek!Haber atölyesinde röportaj ve haber fotoğrafçılığı konularında da dersler verilecek. Dört hafta sürecek eğitimi yapacakları haber ve röportajlarıyla başarılı biçimde tamamlayan öğrencilere sertifika almaya hak kazanacak.     Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

21 EYL 2018

“Etkileşim Dergisi” ikinci sayısıyla yayında

“Etkileşim Dergisi” ikinci sayısıyla yayındaÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Akademik Dergisi “Etkileşim”, ikinci sayısıyla ulusal ve uluslararası düzeyde iletişim bilimi ve sosyal bilimler alanına katkı sağlamaya devam ediyor.İkinci sayısıyla okurların karşısına çıkan Etkileşim, iletişim konusunu çeşitli açılardan ele alan orijinal ve derinlikli araştırma, derleme ve kitap incelemeleriyle akademik etkileşime devam ediyor.Bu sayının önemli isimlerinden biri: Henry JenkinsEtkileşim’in ikinci sayısı da tıpkı birinci sayısı gibi ulusal ve uluslararası düzeyde tanınmış düşünür, aydın ve iletişim bilimcilerin yazılarıyla hazırlandı. İkinci sayının öne çıkan yazılarından biri, dünya çapında ünlü düşünür ve iletişimci Henry Jenkins’in “yakınsama kültürü” üzerine yazmış olduğu makale olarak karşımıza çıkıyor.Jan De Vos, dijital çağda özneyi sorguluyorBu sayı, Southern California Üniversitesi Profesörü, Annenberg İletişim ve Gazetecilik Okulu Dekanı ve “Cesur Yeni Medya: Teknolojiler ve Hayran Kültürü” kitabının yazarı Henry Jenkins’in çalışması ile birlikte, Ghent Üniversitesi Öğretim Üyesi Jan De Vos’un “dijital çağda özneyi sorgulayan” makalesi yer alıyor. “Etkileşim”, değerli isimleri ağırlamaya devam ediyorEtkileşim Dergisi’nin bu sayısında Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın Araştırmacı Gazetecilik konusundaki makalesi alana önemli derecede katkı sağlayacak nitelikte. Prof. Dr. Yıldız Dilek Ertürk, Pınar Aslan ve Betül Onay tarafından Facebook kullanımı üzerine yapılan araştırmanın da Etkileşim için önemli bir katkı olduğu gözlemlenirken; Çeyiz Makal Fairclough tarafından kaleme alınan sosyal bilimlerde fotoğrafın bir yöntem olarak kullanılmasına ilişkin makale de yine iletişim alanı için önemli bir yere sahip.Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar tarafından suç ve medya konusunda yazılan makalenin de iletişim ve psikolojinin bir kesişme alanı olarak kaleme alındığı dikkat çekmektedir. Bunların yanı sıra dergide iletişim tarihi, bireysel emeklilik, animasyon, bağımlılık konularında da önemli yazılara yer verilmektedir. Güçlü makalelerle, iletişim alanına katkı sağlıyorUlusal hakemli bir dergi olarak yayın yaşamına doğan ve henüz ilk sayısıyla alanda tanınmaya başlayan Etkileşim’in birinci sayısı gibi ikinci sayısı da güçlü yazılarla alana katkı sağlamaya devam ediyor. Derginin Nisan’da yayımlanacak üçüncü sayısı için de makaleler gelmeye başladı. Akademik camianın da desteğiyle Etkileşim, kısa sürede Türkiye’de ve uluslararası düzeyde tanınırlık düzeyi yüksek bir yayın haline gelme yolunda ilerlemektedir.Dergiye ulaşmak için:https://etkilesimdergisi.com/ Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

Üniversitemizle ilgili “AKLINDA NE VARSA” bize sor!