

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi ev sahipliğinde düzenlenen “1. Uluslararası Katılımlı Tıp Öğrencileri Proje ve İnovasyon Kongresi (ÜTOPİK)”, Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu’nda gerçekleştirildi. Akademisyenler ile tıp fakültesi öğrencilerini bir araya getiren kongre, bilimsel üretim ve yenilikçi düşüncenin paylaşılması açısından önemli bir platform sundu.
Kongrenin açılış konuşmalarını Kongre Başkanı Tıp Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Begüm Şener ile Kongre Başkan Vekili, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Aydın, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hikmet Koçak ve Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan yaptı.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Proje kültürü üniversite eğitimine 2014’te dahil edildi”
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, üniversitede yıllardır sürdürülen proje kültürü çalışmalarının artık öğrenci kongreleriyle daha görünür hale geldiğini söyledi.
Üniversite olarak proje kültürü ve girişimcilik derslerini 2014 yılında tüm lisans programlarına dahil ettiklerini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Birinci sınıflarda proje kültürü ve girişimcilik dersini zorunlu hale getirdik. Daha sonraki yıllarda da proje odaklı dersler senato kararıyla eğitim programlarına entegre edildi.” dedi.
Her öğrencinin mezun olmadan önce proje hazırlaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Öğrenciler TÜBİTAK ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı formatında proje hazırlayacak, kongrelerde sunum deneyimi yaşayacak ve bunu mezuniyet projesine dönüştürecek.” ifadelerini kullandı.
En iyi öğrenme modeli yaşayarak öğrenmedir
Proje temelli eğitimin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, insan beyninin en iyi deneyimleyerek öğrendiğini söyledi.
“Hayat aslında bir projedir. Projenin bir hedefi, mantıksal çerçevesi ve eylem planı vardır.” diyen Prof. Dr. Tarhan, proje yönetiminin aynı zamanda kaynak yönetimi ve hedef odaklı düşünme becerisi kazandırdığını belirtti.
Prof. Dr. Tarhan, proje üretmenin yalnızca akademik yayın yapmakla sınırlı olmadığını ifade ederek, “Asıl önemli olan yapılan işin ne işe yaradığıdır. İnsanların hangi ihtiyacına cevap verdiğini sorgulamak gerekir.” dedi.

21. yüzyıl becerileri takım çalışmasını gerektiriyor
Eleştirel düşünme, sorgulama ve ekip çalışmasının çağın temel becerileri arasında yer aldığını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, proje üretiminde multidisipliner yaklaşımın önemine vurgu yaptı.
“Bir proje geliştirmek için mutlaka ekip çalışması gerekir. Bir hocanın mentörlüğünde takım halinde çalışarak ürün ortaya çıkarmak gerekir.” diyen Prof. Dr. Tarhan, projelerin bilime, akla ve hayata uygun olması gerektiğini ifade etti ve “Bilime uygun, akla uygun ama hayata uyumsuz bir çalışma rafta kalır.” diye konuştu.
Dijital okuryazarlık artık zorunlu
Yapay zekâ ve dijital dönüşümün meslek hayatında belirleyici hale geldiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, öğrencilerin dijital okuryazarlık becerilerini geliştirmesi gerektiğini söyledi ve “Eğer dijital okuryazarlığınız ve yapay zekâ bilginiz yoksa bugün mesleği ilerletmek mümkün değil.” dedi.
Bu doğrultuda üniversitede tıp öğrencilerinin yazılım ve bilgisayar mühendisliği alanlarında çift anadal veya yan dal yapabilmesi için çalışmalar yürüttüklerini anlatan Prof. Dr. Tarhan, yapay zekânın matbaanın ve elektriğin oluşturduğu dönüşüm kadar büyük bir devrim yarattığını ifade etti.

Yapay zekâ çok zeki bir dijital varlık
Üretken yapay zekânın akademik üretimde yeni fırsatlar sunduğunu ancak etik riskler de taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, yapay zekâ kullanımında etik ilkelerin göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi ve “Makale bile yazabilen üretken yapay zekâ sistemleri var. Bu nedenle etik kurullarda yapay zekânın ne ölçüde kullanıldığının belirtilmesi yönünde kurallar geliştiriliyor.” şeklinde konuştu.
Yapay zekânın temelinde matematiksel modelleme ve yapay sinir ağlarının bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Geoffrey Hinton örneğini vererek, beynin çalışma sisteminin modellenmesinin yapay zekâ devrimini ortaya çıkardığını ifade etti.
Teknoloji hız verir, değerler yön verir
Konuşmasında etik değerlere de dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, teknolojinin doğru ellerde kullanılmasının önemine işaret etti.
Elon Musk’ın “Zeki insan ucuzladı ama karakterli insan pahalandı.” sözünü hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, “Gelecekte en kıymetli insanlar karakterli insanlar olacak.” dedi.
“Teknoloji hayatımıza hız veriyor ama insani değerler hayatımıza yön veriyor. Bu değerlerimizi, insani özelliklerimizi kaybetmememiz gerekiyor. Karakter inşası bunun için önemli. Proje yaparken bunu da göz önüne almak gerekli. Hayata uyumlu olsun, insana uyumlu olsun.” ifadelerini kullanan Prof. Dr. Tarhan, proje geliştirirken etik ilkelerin ve insan yararının merkeze alınması gerektiğini vurguladı.
Karşılanmayan ihtiyaçları düşünün
Öğrencilere geleceğin ihtiyaçlarına odaklanmaları çağrısında bulunan Prof. Dr. Tarhan, yenilikçi projelerin mevcut ihtiyaçlardan değil, henüz karşılanmamış ihtiyaçlardan doğduğunu söyledi.
“Bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarını düşünün. Karşılanmayan ihtiyaçları fark ettiğiniz zaman proje ortaya çıkar.” diyen Prof. Dr. Tarhan, tıpta tedaviye dirençli her hastanın aslında ayrı bir proje olduğunu ifade etti.
“Bizim eksiğimiz yaptığımız işleri yeterince yayınlamamak.” diyen Prof. Dr. Tarhan, kongrelerin öğrencilere bilimsel sunum ve yayın yapma becerisi kazandıracağını söyledi.

Prof. Dr. Hikmet Koçak: “Gelecek artık sizlerin omuzlarında olacak”
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hikmet Koçak, geleceğin sağlık sisteminin genç hekimlerin omuzlarında yükseleceğini belirterek, öğrencilerin yalnızca iyi bir klinisyen değil, aynı zamanda hayal kurabilen, araştıran ve proje üreten bireyler olarak yetişmesi gerektiğini söyledi.
Kongrenin öğrencilerin ufkunu açmak ve akademisyenlerin deneyimlerini gençlerle paylaşmak amacıyla düzenlendiğini ifade eden Prof. Dr. Koçak, “Bugün burada sizlerin ufkunu açmak ve bizim tecrübelerimizden istifade etmenizi sağlamak için bir aradayız. Çünkü gelecek artık sizlerin omuzlarında olacak.” dedi.
Hekimlik yalnızca hasta hizmeti değil
Tıp eğitiminin temelinde iyi bir hekim yetiştirmenin bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Koçak, “Bir doktor öncelikle hastasına hizmet edecek. Kendine güvenen, hastadan korkmayan, doğru teşhis koyan ve doğru tedavi yapan hekimler yetiştirmeye çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Ancak hekimliğin yalnızca klinik uygulamayla sınırlı olmadığını dile getiren Prof. Dr. Koçak, bilgiye ulaşmanın ve değişen bilimsel gelişmeleri takip etmenin de büyük önem taşıdığını, tıp alanındaki bilginin çok hızlı değiştiğini, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin bu dönüşümü daha da hızlandırdığını söyledi.
Prof. Dr. Koçak, üniversitenin öğrencilere proje geliştirme konusunda destek sunmaya hazır olduğunu ifade ederek, öğrencilerin farklı disiplinlerden akademisyenlerle birlikte çalışmasının önemine vurgu yaptı.
Öğrencilere geçmişteki bilim insanlarının yaşam öykülerini incelemeleri tavsiyesinde bulunan Prof. Dr. Koçak, “Bilim insanlarının hangi zorluklarla karşılaştığını araştırın. O dönemlerin imkânlarıyla bugünkü şartları kıyasladığınızda, bugün bilgiye ulaşma açısından çok daha büyük avantajlara sahip olduğunuzu göreceksiniz.” ifadelerini kullandı.
Öğrencilerin yaptıkları işe tutkuyla bağlanmaları gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Koçak, “Asistan arkadaşlarımıza sorarız; ‘Rüyanda kaç ameliyat yaptın?’ Eğer ameliyat rüyanıza girmiyorsa iyi bir cerrah olamazsınız.” diye konuştu.

Prof. Dr. Tayfun Uzbay: “Soru sormaktan asla korkmayın, multidisipliner düşünün”
Rektör Danışmanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bilgi üretiminin ve bilimsel düşüncenin toplumların geleceğini belirleyen en önemli güç olduğunu belirterek, gençlere “Soru sormaktan asla korkmayın, multidisipliner düşünün ve ‘Ben yapabilirim’ demekten vazgeçmeyin.” çağrısında bulundu.
Proje üretmenin ve inovatif düşünmenin yalnızca akademik başarı değil, aynı zamanda toplumların geleceğini şekillendiren temel unsur olduğunu söyleyen Prof. Dr. Uzbay, “Bilgi üretmek için düşünmeniz, proje yapmanız ve bu projelerin inovasyon ortaya koyması gerekiyor. Bir şeyleri tekrar etmek değil; neyin yeni, neyin daha pratik ve neyin daha faydalı olabileceğini sorgulamak önemli.” şeklinde konuştu.
Geleceğe dönük çalışmalar yapılmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Uzbay, “Dünyadaki rekabet artık kas gücüyle değil, bilgiyle ve bilgiyi kullanma becerisiyle belirleniyor. Savunmayı da ekonomiyi de, yaşam kalitesini de bilgi güçlendiriyor.” diye konuştu.
“Mikroskobu icat eden kişi bir profesör değil, bir kumaş tüccarıydı.” diyen Prof. Dr. Uzbay, kumaşların kalitesini incelemek için geliştirilen merceğin zamanla mikroskoba dönüştüğünü anlattı.
Beyni anlamak için multidisipliner yaklaşım şart
Üniversitenin tematik alanlarından biri olan beyin araştırmalarına da değinen Prof. Dr. Uzbay, “Bugün hâlâ bütüncül bir beyin teorimiz yok. Çünkü beyne hep tek bir açıdan bakıyoruz. Oysa nörobiyoloji kadar antropolojiye, sosyolojiye, felsefeye ve farklı disiplinlere de ihtiyaç var. Tıpla ilgilenirken antropolojiyle, sosyolojiyle, felsefeyle de ilgilenin. Çünkü bilim artık multidisipliner bir yapı içinde ilerliyor.” dedi.
Bilim insanı kimliğinin üniversite yıllarında oluşmaya başladığını ifade eden Prof. Dr. Uzbay, “Bilimsel kişilik sonradan oluşmuyor. Nasıl sporcular küçük yaşlardan itibaren yetiştiriliyorsa, geleceğin bilim insanları da üniversite yıllarında kimlik kazanmaya başlamalı.” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Haydar Sur: “Öğrencilerimiz geleceği çok iyi görüyorlar”
Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı ve Kongre Başkanı (Akademik) Prof. Dr. Haydar Sur, öğrencilerin bilimsel üretime katkı sunduğu kongrelerin önemine dikkat çekerek, gençlerin geleceği doğru okuyabilen bir vizyona sahip olduklarını vurguladı.
Kongreye video mesaj göndererek seslenen Prof. Dr. Sur, öğrencilerin bilimsel kongreler düzenlemesinin bir dekan olarak kendisini çok mutlu ettiğini belirterek, “Ama beni daha da mutlu eden tarafı, içeriği çok iyi tespit ediyor olmaları. Geleceği çok iyi görüyorlar. Kimleri hangi alanda konuşturacakları konusunda da son derece isabetli seçimler yapıyorlar.” dedi.

Prof. Dr. Mehmet Aydın: “Bilime katkı sağlayan araştırmacı hekim modeli ön plana çıkıyor”
Kongre Başkan Vekili, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Aydın, kongrenin temel amacının öğrencilerin proje üretme kültürü kazanması olduğunu söyledi.
Dünyada tıp fakültelerinin eğitim anlayışını değiştirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Aydın, “Artık sadece okuyan ve okuduğunu uygulayan doktor değil; okuyan, sorgulayan, proje üreten ve bilime katkı sağlayan araştırmacı hekim modeli ön plana çıkıyor. Tıp eğitim programları da buna göre yeniden şekilleniyor.” diye konuştu.
Mezuniyet sonrasında öğrencileri yoğun bir akademik sürecin beklediğini kaydeden Prof. Dr. Aydın, “TUS’u kazandıktan sonra başlayacağınız asistanlık sürecinde sizden akademik çalışmalar beklenecek. En azından bir bitirme tezini tamamlamanız gerekecek. Bunun için proje üretmeyi, uygulamayı, sonuçlandırmayı ve bilimsel yayın haline getirmeyi bilmeniz gerekiyor. Bu yetkinliği şimdi kazanmanız, ileride akademik gelişiminize ciddi katkı sağlayacak.” ifadelerini kullandı.

Begüm Şener: “Umarım büyüyen geleneksel bir organizasyona dönüşür”
Kongre Başkanı Tıp Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Begüm Şener, kongrenin ortaya çıkış hikâyesini anlatarak, “Proje 2 isimli dersimiz kapsamında yürüttüğümüz çalışmalar sırasında düşündük ki; öğrenciler projeler ve inovatif fikirler üretiyorsa, neden bunları sergileyebilecekleri, kendilerini geliştirebilecekleri ve belki de ilk akademik sunum deneyimlerini yaşayabilecekleri bir platform oluşturmayalım? ÜTOPİK aslında bu fikirden doğdu.” dedi.
Kongrenin gelenekselleşmesini istediklerini belirten Şener, “Biz bugün bunun ilkini gerçekleştiriyoruz. Umarım her yıl daha güçlü projelerle, daha güzel fikirlerle gelişen ve büyüyen geleneksel bir organizasyona dönüşür.” diye konuştu.




Zengin içerikli bir program
Kongrenin Prof. Dr. Mehmet Yakup Tuna & Begüm Şener’in yönettiği “Temel ve Klinik Bilimlerde Proje ve İnovasyonun Önemi” başlıklı Birinci Oturumda Op. Dr. Ercan Cihandide “Cerrahi Teknikten Markalaşmaya: Bir Plastik Cerrahın İnovasyon Yolculuğu”, Doç. Dr. Müge Ensari Özay “ARGEYEP Tanıtımı, Tübitak ve TUSEB projeleri”, Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan “Proje Serüvenim ve Uzay Biyolojisi Uygulamaları”, Doç. Dr. Yavuz Dizdar “Tıbbın Geleceği”, Prof. Dr. Bingür Sönmez “Yapay Zeka, Dijital Sağlık ve Genetik” konusu ele alındı.
Kongrede ayrıca hakemli sözlü sunumlar kapsamında öğrenciler kendi bilimsel çalışmalarını sundu. Vaka sunumları ve derleme çalışmalarında; atipik mezenter iskemi, dev uterin leiomyom olgusu, miyokardit vakası ve refleks epilepsi gibi klinik örnekler dikkat çekti.
Uzm. Dr. Sezin Canbek & Elahe Parham’ın yönettiği “Sağlıkta Teknoloji ve Yapay Zekâ” oturumunda, Prof. Dr. İbrahim Öztek “Dünden Bugüne Türk Tıbbı”, Doç. Dr. Yeşim Özdemir “Bilim Kurgu mu Gerçek mi? Hastalıktan Tedavi Üretmek”, Dr. Sinan Aysen “Yapay zeka (AI) longevity”, Prof. Dr. Kerem Canbora “Eklem protez cerrahisinde güncel yaklaşımlar ve teknoloji (VR - AI ve robot)”, Prof. Dr. Murat Kalemoğlu “Cerrahi Operasyon ve Cihazlarda Yenilikler” konusu ele alındı.
İkinci oturumun ardından düzenlenen sözlü sunumlarda ise çok ajanlı klinik entegrasyon sistemleri, mikrobiyota-beyin ekseni ve genetik varyantlara ilişkin vaka analizleri gibi başlıklar öne çıktı. Kongrede gerçekleştirilen poster ziyaretleri sırasında katılımcılar, bilimsel hakem heyeti eşliğinde projelerini değerlendirme fırsatı buldu.
Dr. Öğr. Üyesi Burcu Türkgenç & Nur Su Arslan tarafından yönetilen kongrenin son bölümünde “Küresel Sağlık ve Tıpta Sosyal Sorumluluk” başlıklı oturum düzenlendi. Prof. Dr. Engin Acıoğlu “İyi Hekim”, Ost. Fzt. Suat Dülger “Sağlıklı Yaş Almada Epigenetik Faktörler: Modern Yaşamın Zarar Verici Etkilerine Karşı Bir Aşı; İnsan Evrimine Meydan Okuyan Zorlukları Kullanmak”, Asst. Dr. Ömer Kılıç- Öğr. Gör. Aykut Çağlı & “Aydınlık Gelecekler İçin Göz Sağlığı Projesi” konusu ele alındı.
Hakemli sunumlar kapsamında Parkinson hastalığının tarihsel süreci, nadir görülen nörolojik vakalar ve deprem bölgelerinde yürütülen sosyal sorumluluk projeleri katılımcılarla paylaşıldı.


Gün boyu süren kongre, interaktif etkinlikler ve katılımcıların yoğun ilgisiyle devam ederken, program Kahoot etkinliği ve ardından düzenlenen kapanış ile ödül töreniyle sona erdi.